Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı vekili, ... mh. 56 parsel sayılı taşınmazın vekil edeni ile davalıların murisi ... adına hisseli olarak tespit edildiğini, ...'ın vefatından sonra vekil edeninin taşınmazı kullanmaya devam ettiğini, vekil edeninin yaklaşık 40 yıldır davasız ve aralıksız malik sıfatıyla taşınmazı zilyet olarak kullandığını, gerek kendisi ve gerekse de ailesi tarafından ekilip biçildiğini, halen de kullanmakta olduğunu, bu süre boyunca davalıların veya diğer ilgililerin taşınmaza ilişkin herhangi bir zilyetliklerinin söz konusu olmadığını, aralarında çekişme yaşanmadığını, mülkiyet konusunda bir ihtilaf bulunmadığını, ancak davalıların bir kısmının taşınmazı elden çıkarma gayreti içine girdiklerini belirterek, taşınmazdaki ...'a ait 319/1626 paylı hissenin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, 01.12.2014 havale tarihli cevap dilekçelerinde; tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen kararın, 6100 Sayılı HMK'nun 26.md. uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez, Mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, talebin dayanağı olan hukuki sebep göz ardı edilerek tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesi ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.02.2017 tarih, 2016/22013 E. - 2017/1758 K. sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalılar vekili ve davalı hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

TMK'nin 713/2. maddesinde yazılı ‘’ölüm’’ hukuki sebebine dayanılarak açılmış tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

1. Davalılar vekilinin ve davalı hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2. Davalılar vekilinin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre, TMK'nin 713/2. Maddesinde yer alan ölüm hukuki sebebine dayalı uyuşmazlıklarda davanın başarıya ulaşması halinde kayıt malikinin mirasçıları olan davalı gerçek kişiler yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak harç, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalılardan alınmasına karar verilmiş olması hatalıdır. Ancak bu hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hüküm fıkrasının 2,3,4 ve 6. bentlerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine 2. bent olarak; "... Alınması gereken 21.904,62.-TL harçtan, davacı tarafça peşin (170,80.-TL) ve ıslah (5.305,38.- TL) harcı olarak yatırılan toplam 5.476,18.-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.428,44 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,...", 3. bent olarak; "... Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına...", 4. bent olarak; "... davanın niteliği gereği davacı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına …” cümlelerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Davalılar vekili ve davalı hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine; davalılar vekilinin harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının ise kabulü ile hükmün bu bölümünün yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle, HMK’nin 370/4. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının 2,3,4 ve 6. bentlerinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine 2. bent olarak; "... Alınması gereken 21.904,62.-TL harçtan, davacı tarafça peşin (170,80.-TL) ve ıslah (5.305,38.- TL) harcı olarak yatırılan toplam 5.476,18.-TL harcın mahsubu ile bakiye 16.428,44 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,...", 3. bent olarak; "... Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına...", 4. bent olarak; "... davanın niteliği gereği davacı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına …” cümlelerinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalılara iadesine 10.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.