Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1- Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca, kendisine uzlaştırma işlemlerini gerçekleştirmek üzere dosya tevdi edilen uzlaştırmacının öncelikle uzlaşma teklifi yapılacak ilgililere telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle uzlaşma teklifi yapmak üzere çağrı yapması, şayet belirtilen şekilde çağrı yapılamaz ise bu defa uzlaştırmacının ilgili savcılık nezdinde kurulmuş uzlaştırma bürosundan uzlaşma teklifi yapılmasını talep etmesi, böyle bir taleple karşılaşan büronun da öncelikle muhatabın bilinen son adresine tebligat çıkartması, tebligatın iade edilmesi durumunda da muhatabın MERNİS adresinin tespit edilerek MERNİS şerhi ile 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği, bu kapsamda inceleme konusu dava dosyasında katılanın zararının giderilmesi şartıyla uzlaşmayı kabul ettiği de nazara alındığında, sanığın dosyada bilinen son adresine çıkarılan tebligatın iade edilmesi sonrasında MERNİS adresine usulüne uygun tebligat çıkarılması gerektiği gözetilmeden, sanığa ulaşılamadığı belirtilerek uzlaşmanın sağlanamadığına ilişkin raporun usulsüz şekilde tanzim edilmesi,

2- Hüküm verilmeden önce katılanın sanıkla haricen uzlaştıklarına ve şikâyetinden vazgeçtiğine dair 16.01.2019 tarihli dilekçeyi ibraz etmesi, sanığın da temyizinde bu durumun Mahkemece dikkate alınmadığını belirtmesi karşısında; 05.08.2017 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği'nin "Uzlaşma Belgesi" başlıklı 26. Maddesinde yer alan "Kovuşturma evresinde uzlaştırmanın uygulanabileceği hallerde, yapılan uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen hüküm verilinceye kadar sanık ile mağdur, katılan veya suçtan zarar görenin aralarında uzlaşmaları halinde; taraflarca niteliğine uygun düştüğü ölçüde Ek-3'te yer alan Uzlaştırma Raporu Örneği'ne uygun bir uzlaşma belgesi düzenlenir ve mahkemeye sunulursa, hakim bu belgeyi 25. maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında belirtilen kıstaslara göre inceler ve değerlendirir" şeklindeki düzenleme ve haricen uzlaşmanın sağlandığına dair dilekçe göz ardı edilerek Mahkemesince uzlaşmanın sağlanamadığına dair 03.12.2018 tarihli uzlaştırma raporu gerekçe gösterilerek eksik incelemeyle mahkûmiyet hükmü kurulması,

3- Katılanın 16.01.2019 tarihli dilekçesine göre zararının kovuşturma aşamasında giderildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği göz ardı edilerek fazla ceza tayini,

4- Kabule göre de;
a) Temel ceza belirlenirken teşdit uygulanacağı belirtilmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesi uyarınca para cezası teşdiden tatbik edilmesine rağmen hapis cezası alt sınırdan belirlenerek eksik ceza tayini,
b) Adli sicil kayıtlarına göre tekerrüre esas sabıkası bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanmaması,
c) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözardı edilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son cümlesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.