SUÇLAR: Dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Bozma öncesi kurulan hükümde temel cezanın takdiren alt sınırdan belirlendiği ifade edildiği hâlde adli para cezasının teşdiden takdir edilmiş olması karşısında, sanık aleyhine hatalı uygulama yapıldığı, bozma sonrası kurulan hükümde ise Mahkemece bu hatalı uygulamanın sanık lehine düzeltildiği; ayrıca sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümde sanığın hapis cezası yönünden kazanılmış hakkının muhafaza edildiği tespit edilmekle, Mahkemenin uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
Sanık hakkında hükmolunan adlî para cezalarının ödenmemesi hâlinde hapse çevrileceğine karar verilmiş ise de adlî para cezasının ödenmemesi halinde izlenecek yöntemin, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3 maddesinde belirtildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 23.01.2018 tarihli ve 2017/12-463 Esas, 2018/20 Karar sayılı kararı uyarınca da bu hususun infaz aşamasında dikkate alınabileceği anlaşıldığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün, Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.