HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, müsadere, nakil araçlarının iadesi

Sanık hakkında bozma ve kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz istemi, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.

Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, suç tarihi 26.02.2013 olan asıl dava dosyasında, sanık tarafından kullanılan garajda 9.900 paket; suç tarihi 08.03.2013 olan birleşen dava dosyasında ise, sanığın sürücüsü olduğu araçta 9.580 paket gümrük kaçağı sigara ele geçirilmiş olup, sanığın 4733 Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'un (4733 sayılı Kanun) 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davaları açılmıştır.

Ele geçen gümrük kaçağı sigaralar hakkında düzenlenen kaçak eşyaya mahsus tespit varakalarının dosya arasına alındığı ve sigaraların gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır.

Sanık savunmasında, ele geçen sigaraların kendisine ait olduğunu, satmak amacıyla aldığını beyan etmiştir.

Malen sorumluların beyanlarının alındığı görülmüştür.

A. Nakil Araçlarının İadesi Kararları Yönünden
Suçta kullanılan nakil araçlarının iyiniyetli üçüncü kişilere ait oluşu dikkate alınarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 54 üncü maddelerine göre araçların iadesine ilişkin yerel mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bozma öncesi verilen evvelki hükümlerin yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği ve sanık hakkında ayrı ayrı hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adlî para cezasının sanık lehine cezada kazanılmış hak teşkil edeceği gözetilerek hükmolunan 3 yıl 9 ay hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezasının 2 yıl 16 ay hapis cezası ve 160,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına karar verilmesi gerekirken, sanığın 3 yıl 9 ay hapis ve 5.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı hüküm kurulması, isabetli bulunmamıştır.

A. Nakil Araçlarının İadesi Kararları Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliği ile ONANMASINA,

B. Mahkûmiyet Hükmü Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinden sonra gelmek üzere, "1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği cezanın 2
yıl 16 ay hapis ve 160,00 TL adlî para cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.09.2024 tarihinde karar verildi.