Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... ve ...'in babaları ... adına vekaleten işlem yaparak müvekkili şirket ve diğer grup şirketleri ile ticari ilişki kurarak madeni yağ ticareti yapmaya başladıklarını, Hakan ve ...'in babaları adına keşide ettiği 12 adet çekin karşılıksız çıkması üzerine karşılıksız çıkan çeklerin tahsilatı amacıyla Çorum 4. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6355 E sayılı ve Çorum 3. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6100 E sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takiplerinin kesinleştiğini, hiçbir adreste borçluya rastlanılmadığını, ... adına kayıtlı tüm malvarlığı değerlerinin planlı ve kasıtlı bir şekilde muvazaalı yollarla devredildiğini, 25.02.2011 tarihinde de davalı borçlu ...'in Karabeyoğlu Enerji ve Lojistik San. Tic. Ltd. Şti'ndeki tüm hisselerini diğer davalı oğlu ...'e devrettiğini belirterek söz konusu bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, davalıların kötü niyetlerinden bahsedilemeyeceğini, davacının borçlunun tasarruflarının borcun doğumundan sonra yapıldığını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 23.10.2010 tarihinde başladığı, davacının ticari defterlerine göre 31.12.2011 tarihi itibarı ile davalının borcunun bulunmadığı, alacaklı davacı şirketin kuruluş tarihinin 03.09.2010 tarihi olduğu, dava dışı temlik eden Armor Ltd.Şti ile ticari ilişkinin 18.02.2010 tarihinde başladığı, 25.02.2011 tarihi itibarı ile borcun bulunmadığı, 23.04.2011 tarihi itibarı ile temlik eden dava dışı Armor Ltd.Şti'inden mal alınarak bu tarihten itibaren borcun oluştuğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, buna göre dava konusu tasarrufun borcun doğumundan sonra gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacı şirket defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, raporda yanlar arasındaki ticari ilişkinin 23.10.2010 tarihinde başladığının beyan edildiğini, 10.03.2014 tarih 2302380786 iş emri nolu dilekçeleri ile beyan ettikleri üzere davacı şirket alacağının temlik yoluyla Armor Mad Yağ İmal Top ve Per Sat İnş Tur Ltd Şti'nden temlik alındığını, incelemenin bu şirket hesaplarını da kapsayacak şekilde yeniden yapılması gerektiğini, dava dosyası incelendiğinde temlik veren şirkete ait bir kısım sevk irsaliyelerinin tarihinin de 16.02.2010 olduğu, sevk irsaliyelerinin imzalı olduğunun rahatlıkla görülebileceğini, dolayısıyla borcun doğum tarihinin 16.02.2010 tarihi olduğunu, temlik veren şirket olan Armor Mad Yağ İmal Top ve Per Sat İnş Tur Ltd Şti. 'nin defterleri üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kesinleşmiş Çorum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/472E, 2015/4201K sayılı ilamında alınan bilirkişi raporlarına göre temlik sözleşmesinin içeriğinin bu davadaki borç kaynağı olan çekler olmadığı, temlik sözleşmesindeki borcun borçlunun borcu olarak şirket kayıtlarına geçtikten sonra bu çeklerin keşide edildiği bunun aksinin ise davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.