Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; "önceki günlü mahkeme kararında, davacı ... ve kardeşleri ...'ın taraf olmamaları nedeniyle kararın adı geçenler bakımından kesin hüküm oluşturmayacağı, diğer taraftan davacının babası ...'ün ölüm tarihi itibariyle davacının dayandığı tapu kaydının hukuki değerini koruduğu açıklanarak, yöntemine uygun biçimde araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1313 parsel sayılı taşınmazın, 06.05.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda "pancar ekili yer" olarak gösterilen 7.207,55 metrekarelik bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazın teknik bilirkişi raporunda "pancar ekili yer" olarak gösterilen bölümünü kapsadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, davacının dayandığı ve Şubat 317 D. ve 5 sıra numaralı sicilden ifrazen geldiği anlaşılan 13.05.1977 tarih ve 34 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, çekişmeli taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler, dayanılan tapu kaydının kadastro sırasında revizyon gördüğü taşınmazların bulunup bulunmadığı araştırılıp varsa bu taşınmazların kadastro tutanaklarının onaylı suretleri ile, oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilmemiş ve yöntemince tapu kayıt uygulaması da yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonucu varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacının dayandığı 13.05.1977 tarih ve 34 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve tüm oluşum belgeleri, dayanılan tapu kaydı kadastro sırasında revizyon görmüş ise, revizyon gördüğü taşınmazların kadastro tutanakları ve oluşmuş ise tapu kayıtlarının onaylı suretleri ve revizyon gördüğü taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, dava konusu taşınmaza komşu olan taşınmazların tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları Tapu ve Kadastro Müdürlüklerinden getirtilmeli; dosya tapu işlerinden anlayan kadastro bilirkişisine tevdi edilerek ve gerektiğinde tapu sicilleri üzerinde araştırma yapma yetkisi de verilmek suretiyle yöntemince ve denetime uygun olarak rapor alınmalı; dayanak tapu kaydında pay sahibi olan davacının miras bırakanı ...’un toplam payı hesaplanarak, ...’ün dayanak tapu kaydındaki payına karşılık kadastro sırasında adına tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmalı; bundan sonra, mahallinde, yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılmalı; yapılacak keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacının dayandığı tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman teknik bilirkişi eliyle yöntemince yerine uygulanmalı, uygulama yapılırken haritası bulunan kayıtlarının kapsamlarının öncelikle haritasına göre belirleneceği gözetilmeli, haritası bulunmayan kayıtlardaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı; ifraz yoluyla oluşan müfrez tapu kayıtlarının kapsamının, kök tapu kaydının içinde aranmasının zorunlu olduğu düşünülmeli, davacının dayandığı tapu kaydının kök kaydı uygulanarak kök tapu kaydı ve sonrasında tüm ifraz tapu kayıtlarının kapsamları okunup, kayıtlarda yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli; teknik bilirkişiden, tapu kaydının varsa revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı, komşu parsellerin dayanağı kayıtların dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlendiği ve kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kayıtların kapsamlarının kesin olarak gösterildiği keşfi izlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı; taşınmazın tümünün ya da bir kısmının tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız tespit edilmeli; tapu kaydının kapsamında ise kaydın malikleri arasında geçerli bir taksim bulunup bulunmadığı, taksim var ise taşınmazın davacının murisi...'e isabet eden yer olup olmadığı, tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümler yönünden de çekişmeli taşınmazın kim ya da kimler tarafından ne şekilde kullanıldığı, öncesinin kime ait olduğu, davacının miras bırakanı...’e ve ondan da davacıya taksimen kalıp kalmadığı hususlarında yerel bilirkişiler ve tanıklardan ayrıntılı ve olaylara dayalı bilgi alınmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.