Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan Sunay, Suzan, Sevim ve Sevgi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, ortaklığın giderilmesi davası açılan Yeşilköy 332 parsel sayılı taşınmazın 1995 yılında vefat eden babalarından kaldığı, babalarının ölümünden sonra taşınmaz üzerinde yapı yaptıkları ve 160 adet meyve fidesi diktikleri, yine evin önünde bulunan samanlık, ahır, sundurmanın yandığını, daha sonra bu üç bina ile eve ilave balkon ve kapalı garajı da kendilerinin yaptığını ileri sürerek muhtesatın aidiyetine karar verilmesi istenmiştir.
Davalılardan Sunay duruşmadaki beyanında; arazi üzerinde bulunan binaların yandığını, bu binaları davacı ağabeylerinin yeniden yaptığını beyan etmiş, davalı ... ise; taşınmazın ve binaların kendilerine babalarından miras kaldığını ileri sürmüştür.
Mahkemece, davanın kabulü ile; inşaat mühendisinin 11.03.2016 tarihli ek raporunda B(ek balkon), C(evin çatısı), D(samanlık), E(ahır), G(küçük ahır çatı tamiri) harfleri ile belirtilen toplam 14.325,00 TL'lik yapıların davacılar tarafından yapıldığının ve ziraat mühendisinin 04.01.2016 tarihli raporunda belirtilen 11.560,00 TL değere sahip toplam 109 adet meyve ağaçlarının davacılarca dikildiğinin tespitine karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair mahkeme kararı davalılardan Sevgi, Sunay, Suzan ve Sevim tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların davacılarca meydana getirildiğinin tespiti (muhtesatın tespiti) istemine ilişkindir.
1. Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre; muhdesat aidiyetinin tespiti davalarında, ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğini açıkça kabul edenler dışında kalan ve muhdesatın üzerinde bulunduğu taşınmazda paydaş olan tüm tapu maliklerinin ya da mirasçılarının davada taraf olmaları gerekmektedir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, üzerindeki yapı ve ağaçların tespiti istenilen taşınmazın tapuda Samsun İli, 19 Mayıs İlçesi Yeşilköy Mahallesi 332 parsel numarası ile tarafların ortak murisi Hüseyin oğlu Mustafa Şahin adına ev ve tarla vasfı ile kayıtlı olup, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi için Bafra Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2013/1226 Esas sayılı dosyası üzerinden ... tarafından diğer mirasçılar aleyhine açılan dava sonrası verilen karar Yargıtay 14. Hukuk Dairesince (22.01.2018 T, 2017/5465-2018/502 E-K) muhtesatın tespiti davasının sonucunun beklenmesi gerekçesi ile bozulmuş olduğu, taşınmaz maliki Hüseyin oğlu Mustafa Şahin'in mirasçılarından Zekai Bolat'ın taraf gösterilmediği aşamalarda da davaya dahil edilmediği tespit edilmiştir.
Hal böyle olunca, ortaklığın giderilmesi davasında muhdesat iddiasını açıkça kabul edenler dışında kalan tapu kayıt malikleri ya da mirasçıları arasında zorunlu dava arkadaşlığının bulunduğu gözetilerek, bu çerçevede ortaklığın giderilmesi dosyası getirtilerek mirasçı Zekai Bolat'ın davacıların muhtesat iddiasını açıkça kabul beyanı yoksa adı geçenin davaya dahil edilmesi konusunda davacı tarafa süre ve imkan tanınması, taraf teşkili tamamlandıktan ve deliller toplandıktan sonra, dosya içeriğine ve toplanacak delillere göre uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu husus dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,
2. Kabule göre de;
a. Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur(4721 s.lı TMK mad. 684/1). Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer(TMK mad. 718). 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi Eşya Hukukunda muhdesattan, bir arazi üzerinde kalıcı yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir.
Duraksamadan belirtmek gerekir ki; mevcut bir muhdesata sonradan yapılan imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerdendir. Aynı şekilde bütünleyici parça niteliğinde olmayıp her zaman için ana taşınmazdan sökülüp götürülebilen ve taşınmazdan ayrılması mümkün olan eşyalar da teferruat niteliğindedir. Bu nitelikteki eşyalar yönünden muhtesat aidiyeti davası açılamayacağı, iyileştirici nitelikteki giderlerden paya düşenden fazlasını ancak koşullarının varlığı halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 77 ve devam eden maddeleri hükmüne ve sebepsiz zenginleşme kurallarına göre açılacak eda nitelikli bir alacak davası ile istenebileceği kuşkusuzdur. Eda davası açma hakkının bulunduğu hallerde bu davaya öncü olacak bir tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz edilemez. Hemen belirtmek gerekir ki hukuki yarar dava koşuludur.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, daha önce taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların üzerine çatı yapılması veya mevcut çatının tamiri, balkon ilavesi gibi imalatlar yeni bir muhtesat meydana getirme sayılamayacağı gibi, bu amaçla yapılan giderler de mevcut muhtesata değer kazandıran faydalı ve zorunlu giderlerden olduğu kabul edilerek bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
b. Muhtesatın tespiti istemli davalarda mevcut muhtesatın değer tespitinin ortaklığın giderilmesi davasında yapılmış olduğu ve eldeki tespit davasında değer hususunda bir değerlendirme yapılamayacağı gözönünde bulundurulmaksızın hüküm fıkrasında muhtesat değerlerine yer verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi ve 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde geri verilmesine 11.03.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.