Mahkumiyet

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; sanıklar tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında tehdit suçundan, beraat kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşmalı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak sanıklar hakkında yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCK'nın 277/1-2,62/1, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıkların temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Sanıkların temyiz sebepleri; verilen kararın dosya ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; mağdurun babası ile kardeşi arasında cinsel istismar suçundan devam eden Denizli Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/293 Esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenmek üzere duruşma salonu önünde bulunduğu sırada amcası olan sanık ...'ın yanına gelerek "sen babanı içeriye sokacaz diye uğraş biz sokturmayacaz, bu işin sonu kötü olur, hepinize zarar veririz, sana yazdığımız ifadeyi tekrarlayacaksın" şeklinde tehditte bulunduğu, yine amcası olan diğer sanık ...'in ise mağdurun kayın babası olan tanık Hasan Ali'nin kullanımında olan telefonu arayıp mağdur ile konuştukları sırada "sen bundan sonra en büyük birinci düşmanımsın, kardeşim Mustafa içeriye girerse seni doğduğuna pişman ederim, bizim ifademiz dışında ifade verirsen seni gebertiriz" şeklinde söyleyerek mağduru tehdit ettikleri iddiasına konu olayda sanıkları cezalandırmaya yeter mağdurun soyut beyanı dışında delil bulunmadığı gerekçesi ile sanıkların beraatine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşmalı yapılan inceleme sonunda sanıkların görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla, kardeşleri olan sanık Mustafa Kemal Gürbüzer’in lehine ve yeğenleri mağdur Zehra Gürbüzer’in aleyhine sonuç doğuracak bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da beyanda bulunması için, tanık olan mağdureyi hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs ettikleri kabul edilerek sanıklar hakkında TCK'nın 277/1-2 maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkumiyete karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşılmakla, sanıkların yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Sanıkların mağduru tanıklık yapacağı dava dosyasında hukuka aykırı olarak etkilemeye çalıştıkları iddiasına konu olayda, mağdurun soyut beyanı dışında sanıkların mahkumiyetine yeter deliller ortaya konulmadan yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sanıkların temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

16.09.2024 tarihinde karar verildi.