Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çalıştığı Antik Restaurant isimli işyerini adi ortaklık şeklinde fiilen birlikte işleten, ... ve ..dan, iş akdinin haksız feshi nedeniyle İstanbul 12. İş Mahkemesi 2012/461 E sayılı dosyası ile çalışmadan ve fesihten kaynaklanan alacaklarını talep ettiklerini ve bu dosyadan davanın kabul edilmesi üzerine icra takibi başlatıldığını, borçlu ...'in haczi kabil malı bulunmadığını, ancak dava konusu taşınmazlarını devrettiğini belirterek bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu taşınmazın kendi hissesine düşen miktarını 190.000.-TL bedelle ...'a sattığını, bu satışın gerçek satış olduğunu ve muvazaa iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ekonomik olarak dar boğazda olan müvekkilinin maddi sıkıntılarını gidermek amacı ile maliki bulunduğu taşınmaza ait hissesini satmak zorunda kaldığını, mal kaçırma kastı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dosyada aciz vesikası bulunmadığını, yapılan satış işleminin gerçek bir işlem olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmaza ait hisselerinin tamamını 02.04.2015 tarihinde ...'a sattığını, davacı tarafın mal kaçırmak amacı ile satış işlemi yapıldığına dair iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, alırken de Akbank Sefaköy Şubesinden kredi kullandığını, bu kredi nedeniyle 850.000 TL limitli banka lehine ipotek konulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
4.Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili 15.08.2018 tarihli haciz tutanağını ibraz ederek bunun geçici aciz belgesi olduğunu belirtmiş ise de; borçlu ...'in adresi diye tutanak tutulan yerde bulunan kişinin Murat Çil olduğu ve 2 yıldır bu adreste oturduğunu belirttiği, geçici aciz belgesi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davacının davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı-borçlunun mernis adresi olan aynı zamanda vekilleri tarafından dosyalara ibraz edilen vekaletnamelerde yer alan adreste 15.08.2018 tarihinde haciz zaptı düzenlendiğini ve borçlunun haczi kabil malının bulunmadığının belirlendiğini, bu adrese ait doğalgaz aboneliğinin borçluya ait olduğunu, bu tutanağın geçerli aciz belgesi niteliğinde olduğunu, icra müdürlüğüne yapılan başvuruda ise bu durum belirtilerek kesin aciz belgesi düzenlenmesinin reddedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haciz adresinde borçlunun bulunmadığı, adreste bulunan Murat Çil isimli kişinin ise burada iki yıldır kiracı olduğu ve borçluyu tanımadığını belirttiği, buna göre dava dayanağı takip dosyasında İİK'nun 105.maddesinde belirtildiği şekilde borçlu ...'in adresinde usulüne uygun olarak yapılmış bir haciz bulunmadığı gibi İİK'nun 143.maddesinde belirtilen aciz belgesi de sunulmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 105,143,277 ve devamı maddeleri.
İptal davasının koşullarından biri olarak alacaklının elinde kesin (İİK.143) veya geçici (İİK.105/2) aciz belgesinin bulunması gereklidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 15.08.2018 tarihli haciz tutanağında borçlu ...'in bulunmadığı, bu yerde bulunan kişinin Murat Çil olduğu ve 2 yıldır bu adreste oturduğunu belirttiği, bu haciz tutanağının geçici aciz belgesi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.03.2005 gün, 2005/15-100-119 sayılı kararına göre, borçlu hakkında aciz vesikası alınmamakla birlikte, borçlu kayıp ve adresi saptanamıyorsa, saptanan ve bilinen adreslerinde de icraca, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığı tespit edilmiş ise, bu takdirde aciz hali gerçekleşmiş sayılır.
Somut olayda; davalı borçlu ... hakkında yapılan icra takibinde borçlunun adresine hacze çıkılmadan bir gün önce 14.08.2018 tarihinde mernis adresinin sorgulandığı ve bir gün sonra 15.08.2018 tarihinde mernis adresinde haciz yapıldığı, dosyaya borçlu tarafından sunulan vekaletnamede borçlunun adresi olarak belirtilen adresin de bu adresle aynı olduğu, bu adreste doğalgaz faturalarının da davalı borçlu ... adına düzenlendiği, adreste hazır bulunan Murat Çil'in 2 yıldır burada kiracı olarak oturduğunu, borçlunun daha önce bu adreste oturduğunu ancak daha sonra taşındığını beyan ettiği, adreste borçlu adına haczi kabil mal bulunamadığının belirtildiği, yapılan incelemede davalı borçlu ...'in yeni bir mernis adresinin olmadığı, başka bir adresinin de tespit edilemediği anlaşılmış olup, İİK'nun 105/2 maddesine göre 15.08.2018 tarihli haciz tutanağı İİK'nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu ...'in aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.