Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ..., ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1976 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, tescil harici alan iken toplulaştırma projesi kapsamında 1516 parsel sayılı taşınmaz içerisinde davalı Hazine adına tapuya tescil edilen karara ekli krokili bilirkişi raporunda (A) harfi ile ifade edilen 11.787,98 metrekare yüzölçümü büyüklüğündeki taşınmazın ve 1517 parsel sayılı taşınmaz içerisinde davalı Hazine adına tapuya tescil edilen karara ekli krokili bilirkişi raporunda (D) harfi ile ifade edilen 22.562,75 metrekare yüzölçümü büyüklüğündeki taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptaline, tarım arazisi vasfı ile tapu sicilindeki sıradaki en son parsel numaraları verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda; dava tescil davası olarak açılmış ise de, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle hükmü temyiz eden ...'nın davada taraf sıfatı kalmamıştır. Öte yandan, adı geçen Büyükşehir Belediye Başkanlığının bağımsız hak talebi ile çekişmeli taşınmaz hakkında açılmış bir davası ya da yargılama sırasında eldeki davaya katılma talebi bulunmadığı gibi, aleyhine bir hüküm de kurulmamıştır. Hal böyle olunca, hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan ... vekilinin temyiz inceleme isteminin REDDİNE, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalı ...'na iadesine,
2- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, tescil harici taşınmaz niteliğinde iken, toplulaştırma çalışmaları neticesinde Hazine adına tescil edilen 1516 parsel sayılı taşınmaz içerisinde teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve 1517 parsel sayılı taşınmaz içerisinde teknik bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava konusu taşınmaz bölümlerinin niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış, hava fotoğrafı incelemesinin harita mühendisi bilirkişi tarafından detaylı bir şekilde yapılması gerekirken, harita mühendisi bilirkişi raporunda, "iki adet hava fotoğrafı üzerinde dava konusu yerlerin tersimatını yaptım" şeklinde soyut ve ayrıntılı olmayan görüş belirtilmesiyle yetinilmiş, hava fotoğraflarının incelenmesi bu konuda uzman olmayan jeoloji ve ziraatçi bilirkişiler eliyle yapılmıştır. Öte yandan, ziraatçi bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmaz üzerinde imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadarki zilyetlik durumu belirlenmemiş ve harita mühendisi bilirkişisinin yetersiz raporu ile yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, dava konusu 1516 ve 1517 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tesciline esas dayanak belgeleri ile bu taşınmazlara komşu olan 1054,1068,1069 ve 172 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa oluşumlarına esas belgeler ve ayrıca getirtilmeli, dava konusu 1516 ve 1517 parsel sayılı taşınmazlar ile bu taşınmazlara komşu olan 1054,1068,1069 ve 172 parsel sayılı taşınmazların dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı zaman dilimine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları dosya arasına getirtilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra, taşınmaz bölümleri başında taşınmazların bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek mahalli bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin önceki niteliklerinin ne olduğu, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldıkları, imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse imar-ihyalarına ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin niteliğiyle ilgili önceki tarihli ziraatçı bilirkişi raporlarını da irdeleyen, tarımsal niteliklerini, taşınmazların diğer bölümleri ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin toprak yapılarını, eğimlerini, bitki desenlerini ve zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel verilere ve somut olgulara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisinden de belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının, imar-ihyaya muhtaç olup olmadıklarının, imar-ihyaya muhtaç yerlerden iseler imar-ihyalarına ne zaman başlanıldığının ve hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.