Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1976 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle 13.05.2014 tarihinde dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, tescil harici alan iken toplulaştırma projesi kapsamında 1510 parsel sayılı taşınmaz içerisinde davalı Hazine adına tapuya tescil edilen, taşınmazın karara ekli krokili bilirkişi raporunda (A) harfi ile ifade edilen 45.939,35 metrekare yüzölçümündeki, (E) harfi ile ifade edilen 4.874,05 metrekare yüzölçümündeki, (K) harfi ile ifade edilen 377,83 metrekare yüzölçümündeki, (L) harfi ile ifade edilen 1.661,75 metrekare yüzölçümündeki ve (H) harfi ile ifade edilen 554,22 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile tarım arazisi vasfı ile tapu sicilinde sıradaki en son parsel numaraları verilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm, Hazine ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Hükmü temyiz yetkisi, temyizde hukuki yararı bulunmak kaydıyla davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir. Somut olayda; hükmü temyiz eden Büyükşehir Belediye Başkanlığı çekişmeli taşınmazların kayıt maliki olmayıp bağımsız hak talebi ile çekişmeli taşınmazlar hakkında açılmış bir dava ya da yargılama sırasında eldeki davaya katılma talebi de bulunmadığı gibi, aleyhine bir hüküm de kurulmamıştır. Hal böyle olunca; davanın tarafı olmayan, hükmü temyizde de hukuki yararı bulunmayan Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz inceleme isteminin REDDİNE, peşin yatırılan temyiz karar harcının talip halinde temyiz eden davalı Belediyeye iadesine,

2- Davalı Hazinenin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece, temyize konu taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, Hazine adına kayıtlı 1510 sayılı parselin idari yoldan Hazine adına tesciline ilişkin dayanak belgeler ile tapu kaydı getirtilmemiş; dava konusu taşınmaz bölümlerinin niteliğinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış; hava fotoğrafları üzerinde harita mühendisi bilirkişi tarafından detaylı bir şekilde inceleme yapılması gerekirken, harita mühendisi tarafından hazırlanan, dava konusu yerlerin hava fotoğrafı üzerine işaretlendiği "iki adet hava fotoğrafı üzerinde dava konusu yerin tersimatının yapıldığını belirten" soyut rapor ile, taşınmaz bölümlerinin önceki niteliğini hava fotoğraflarına göre belirleme hususunda uzmanlıkları bulunmayan jeoloji ve ziraatçi bilirkişilerin raporu ile yetinilmiş; imar-ihya tarihi kesin olarak belirlenmemiş olduğu gibi, ziraatçi bilirkişi tarafından taşınmaz bölümlerinde imar-ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadarki zilyetlik durumu da açıklanmamış; ayrıca dava yerel bilirkişi ve tanıkların soyut içerikli beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle, dava konusu 1510 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline esas dayanak belgeleri ile 1510 parsel sayılı taşınmaz ile bu taşınmaza komşu 1004,1005,1006 parsel sayılı taşınmazların dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait en az üç ayrı zaman dilimine ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek dosya keşfe hazır hale getirildikten sonra, temyize konu taşınmaz bölümleri başında taşınmazların bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik, ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu, jeolog bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek mahalli bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin önceki niteliklerinin ne olduğu, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldıkları, imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse imar-ihyalarına ne zaman başlanıp hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanları arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; ziraatçı bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin niteliğiyle ilgili önceki tarihli ziraat bilirkişi raporlarını da irdeleyen, tarımsal niteliklerini taşınmazların diğer bölümleri ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde açıklayan, taşınmaz bölümlerinin toprak yapılarını, eğimlerini, bitki desenlerini ve zirai durumlarını, üzerlerinde sürdürülen zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini bildiren, taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden taşınmaz bölümlerinin dere yatağı vasfında olup olmadıklarına ya da dereden kazanılıp kazanılmadıklarına ilişkin rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisinden belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığının, imar-ihyaya muhtaç olup olmadıklarının, imar-ihyaya muhtaç yerlerden iseler imar-ihyalarına ne zaman başlanıldığının ve hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.