Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde 24/03/2005 tarihinden 01/10/2011 tarihine kadar tesis müdürü ve sevkiyat sorumlusu olarak çalıştığını, iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, 2011 Eylül ayına ait ücret alacağının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının işi devamsızlık yaparak sona erdirdiğini, iş akdini işçinin haksız feshettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş akdinin tazminat gerektirmeyecek şekilde sona erdiği ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçinin imzasını içermeyen bordrolarda fazla çalışma tahakkuku yer aldığında ve tahakkukta yer alan miktarların karşılığı banka hesabına ödendiğinde, tahakkuku aşan fazla çalışmalar her türlü delille ispatlanabilir. Tahakkuku aşan fazla çalışma hesaplandığında, bordrolarda yer alan fazla çalışma ödeme tutarları mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, işverence dosya arasına bordroların sunulduğu, 2014/Ocak ve 2014/Şubat aylarına ait bordrolarda fazla mesai ücret alacağı tahakkukunun olduğu ve bu bordroların imzalı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, imzalı ücret bordrolarında fazla mesai tahakkuku bulunan aylar yönünden dışlama yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken sadece 2014/Şubat ayının dışlanarak hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla karar verilmesi hatalıdır.

3-Dosyada mevcut davacının imzasını taşıyan para makbuzlarında “fazla çalışma sefer prim ödemesi” adı altında değişen miktarlarda ödeme yer aldığı görülmüştür.
Hükme esas bilirkişi raporunda taraf iddiaları ve savunmaları ile tanık beyanlarından hareketle davacının ücretine ek 100 TL kazasızlık primi aldığı kabul edilmiştir.
Bu durumda mahkemece davacı tarafından imzalı para makbuzlarında yapılan ödemenin kazasızlık primi ve fazla mesai ücretine ilişkin olduğu kabul edilerek aylık 100 TL olarak kabul edilen kazasızlık primi dışındaki yapılan ödemelerin fazla mesai ücretine ilişkin olduğu kabul edilerek hesaplanan fazla mesai ücret alacağından mahsup edilmesi gerekirken mahsubun düşünülmemesi hatalıdır.

4-Kısmi eda külli tespit davasının açıldığı anda alacağın tamamı için zamanaşımı kesilir. Yargılama sırasındaki işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlayacağından yargılama sırasında alacağın zamanaşımına uğradığından söz edilemez. Bu nedenle yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı defi sonuca etkili değildir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı kısmi eda külli tespit istemli belirsiz alacak davası açmıştır. Yukarıda da belirtildiği üzere yargılama sırasında arttırılan taleplere karşı yapılan zamanaşımı definin hukuki sonucu olmadığından davacının talep arttırım dilekçesi üzerine davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı definin dikkate alınarak sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililere iadesine,11.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.