SUÇLAR: Dolandırıcılık, tehdit
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında 12/2012 şeklinde yanlış gösterilen suç tarihinin, mağdurdan dolandırıcılık suçuna konu haksız menfaatin temin edildiği 03.09.2012 ve zincirleme tehdit eyleminin gerçekleştiği 06.11.2012 tarihleri olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık ve tehdit suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak usulüne uygun uzlaştırma işlemine rağmen uzlaşmanın sağlanamadığı ve telefonla taraflara çağrı sonrası müzakere yerinde uzlaştırma teklifinin yapılarak uzlaştırma raporunun 28.03.2019 tarihinde düzenlendiği, bu sebeple -bir gün süreyle- zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
1. Tehdit Suçu Açısından
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1. cümlesi uyarınca temel ceza 6 ay olarak belirlendikten sonra aynı Kanun'un 43/1. maddesine göre 1/4 artırım yapılırken ''7 ay'' yerine ''7 ay 6 gün'' gün hapis cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayini ve sanığın tekerrüre esas alınan kararına konu 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesindeki dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi uyarınca uzlaşma kapsamına alındığı, UYAP üzerinden yapılan belirlemeye göre bu suç yönünden uyarlama yargılaması yapılarak mahkemenin 04.09.2023 tarihli ek kararı ile uzlaşmanın sağlanması nedeni ile davanın düşmesine karar verildiği belirlenmiş olup sanık hakkında tekerrüre esas olmayan bu ilâmın tekerrüre esas alınması, ayrıca 5271 sayılı CMK'nın 253/22. maddesi ve bu maddeye göre çıkarılan Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 38. maddesindeki “Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri yargılama giderlerinden sayılır, ilgili ödenekten karşılanır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi durumunda, bu ücret ve giderler Devlet Hazinesi üzerinde bırakılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi hâlinde uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri hakkında Kanunun yargılama giderlerine ilişkin hükümleri uygulanır." hükmü uyarınca, 19.09.2013 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması karşısında lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışındaki diğer yargılama giderlerinin de hukuka aykırı şekilde sanığa yükletilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında ''7 ay 6 gün'' ibaresinin çıkarılarak, yerine ''7 ay'' yazılması ve sanığın güncel adli sicil kaydına göre başka bir ilam nedeniyle mükerrir olduğu anlaşıldığından, tekerrüre ilişkin yukarıda izah edilen ilam çıkarılarak yerine ''Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.05.2012 tarihli, 2011/337 Esas, 2012/549 karar sayılı ilâmı ilamının tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 58/6-7. maddeleri uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına" ibarelerinin eklenmesi, yargılama giderlerine ilişkin paragraf çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yargılama giderleri ile bozma sonrası yapılan uzlaştırmacı giderinin sanıktan tahsiline, lehe bozma sonrası uzlaştırma gideri dışında yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibaresinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2. Dolandırıcılık Suçu açısından
Sanığa yüklenen “dolandırıcılık” suçunun Kanun'daki cezasının türü ve üst sınırına göre ise 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e, 67/4 maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının -uzlaşma nedeniyle duran 1 günlük süre de gözetildiğinde- suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.