Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi, nakil aracının iadesi

Sanık hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.12.2020 tarihli iade yazısı ile 7242 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik nedeniyle lehe değerlendirme yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrası kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğine ve eylemin suç olduğunu bilmediğine ilişkindir.

Olay tarihinde kolluk güçlerinin devriye görevi sırasında, sanığın sevk ve idaresindeki 34 JA...plaka sayılı aracın arka tarafından sarkmış vaziyette kartonlarda gözle görünür bir şekilde kaçak sigara taşıdığının görülmesi üzerine, araçta yapılan aramada toplam 119 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.

Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun(5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi beşinci, onuncu ve onsekizinci fıkrası gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

Sanık aşamalardaki savunmalarında, kaçak sigaraları satacağını, suçta kullanılan aracı ise arkadaşından emaneten aldığını, malen sorumlunun aracın suçta kullanılacağından haberinin olmadığını ifade etmiş, kanun iadesi sonrasında gümrüklenmiş değerin iki katını maddi durumu nedeniyle ödeyemeyeceğini beyan ettiği anlaşılmıştır.

Malen sorumlu aracının suçta kullanılacağından haberinin olmadığını ifade etmiştir.

Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında ve iyiniyetli üçüncü kişiye ait olan nakil aracının, ele geçen eşya miktarı itibarıyla aracın yük veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü de oluşturmadığı cihetle iadesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

Küçükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli ve 2015/30 Esas ve 2016/52 Karar sayılı kararının yalnızca sanığın temyizi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler gereği kanun iadesine karar verildiği nazara alınarak, sanık hakkındaki 29.01.2016 tarihli hükümde uygulanmayan tekerrür hükümlerinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usülü Kanunu'nun 326 ıncı maddesi gereği kazanılmış hak oluşturması nedeniyle kanun iadesinden sonra kurulan hükümde de uygulanamayacağının gözetilmemesi, isabetli bulunmamıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bendin çıkartılması, sair hususların aynen bırakılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.09.2024 tarihinde karar verildi.