Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 49 ve 371 parsel sayılı 116,54 ve 395,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., 101 ada 49 parsel sayılı taşınmazın kendi miras bırakanı ...’dan, 101 ada 371 parsel sayılı taşınmazın ise eşi ... ile davalı tarafın müşterek miras bırakanı ...’dan intikal ettiğini ileri sürerek, 101 ada 49 parselin murisi ... mirasçıları adına, 101 ada 371 parselin ise ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava konusu 101 ada 371 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, davacının eldeki davayı tek başına açmasının mümkün bulunmadığı, diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin alınmasının zorunlu olduğu, ancak bir kısım mirasçıların davaya muvafakat vermedikleri gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın eşi ... ile davalı tarafın müşterek miras bırakanı ...’dan intikal ettiğini ileri sürerek, taşınmazın ... mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Davacının, taşınmazın miras yoluyla intikal ettiğini ileri sürdüğü ... 2006 yılında, davacının eşi ... mirasçısı ... ise 1999 yılında vefat ettiğine ve her derecede halefiyet ilkesi gereğince de miras bırakandan önce ölen çocukların yerlerini bu kişilerin alt soyu alacağına göre, davacı ..., ...’ın yasal mirasçısı konumunda değildir. Şu halde, davacının ...’dan irsen intikal yoluyla hak talebinde bulunmasına olanak bulunmamakta olup, davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile ret karar verilmesi isabetsiz ise de ret kararı sonuç itibariyle doğru olduğundan hükmün, gerekçesi belirtildiği şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Dava konusu 101 ada 49 parsel sayılı taşınmaza yönelik hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, davacının eldeki davayı tek başına açmasının mümkün bulunmadığı, diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin alınmasının zorunlu olduğu, ancak bir kısım mirasçıların davaya muvafakat vermedikleri gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir.
Elbirliği halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir taşınmaza ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 702. maddesi uyarınca, tüm malikler tarafından birlikte yapılması zorunlu olup, tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm malikler tarafından birlikte açılması gerekir. Bir paydaşın, özellikle acele hallerde diğer maliklerin de menfaatini korumak için, bütün malikler adına, yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir davanın tüm maliklerin katılımı sağlanmadan yürütülmesi mümkün değildir. Bu halde, diğer maliklerin de davaya katılmalarının sağlanması ya da muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi gerekir. Ancak, bu eksikliğin yargılama sırasında anlaşılması halinde, eksikliğin davacı tarafa süre verilmek suretiyle giderilmesi mümkündür. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı ..., çekişmeli taşınmazın miras bırakanı (eşi) ...’dan kaldığını ileri sürerek taşınmazın bu kişinin mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmış, mahkemece 04.02.2016 tarihli celsede davacıya “...... mirasçılarını davaya dahil etmesi için gelecek celseye kadar kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde davaya dahil etmemesi halinde davanın reddine karar verileceğinin ihtarına...” şeklinde süre verilmiştir. Ne var ki; sözü edilen ihtaratta davacıya aktif dava ehliyeti eksikliğini, diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması ya da muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi yoluyla tamamlayabileceği hususu açıkça belirtilmediğinden verilen sürenin usulüne uygun olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca, davacı tarafa diğer mirasçıların davaya katılımlarının sağlanması ya da muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi için yöntemine uygun şekilde süre ve imkan verilmeli, verilen süre içerisinde aktif dava ehliyeti eksikliğinin giderilmesi halinde işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.