Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı işçi, ... sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı işveren, teknoloji ve ... geliştirme direktörü olarak çalışan davacının ... sözleşmesinin şirketin içerisinde bulunduğu durum ve yaşanılan mali sıkıntı gözönüne alınarak davacının çalıştığı departmanın kapatılmasına karar verilmesi ve şirket bünyesinde konumuna uygun başka bir kadro bulunmaması nedeni ile feshedildiğini, feshin geçerli bir sebebe dayandığını savunmuştur.
Mahkemece, davacıya başka bir birimde çalışmaya yönelik öneride bulunulmadığı, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı işverence temyiz edilmiştir.
4857 sayılı ... Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca işçinin ... güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.
... güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları ... güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Davacının dosyada mevcut organizasyon şemasına göre şirket genel müdürüne bağlı teknoloji ve ... geliştirme direktörü olarak çalıştığı ve bu nedenle davalı şirket işlerinin bütününü yöneten işveren vekili yardımcısı konumunda bulunduğu sabittir. Bu durumda, işveren vekili yardımcısı olan davacının davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulü hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 221,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.