Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ... sözleşmesinin, sendikaya üyeliğinden istifa etmemesi sebebiyle, geçerli ve haklı neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken bir yıllık ücret tutarında tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı işçinin ... sözleşmesinin işinde özensiz davranması sebebiyle işvereni zarara uğratması, işçiden yeterli verim alınamaması gerekçesiyle haklı ve geçerli nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, feshin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, davacı işçinin 29.02.2012 tarihli ibraname ile işvereni ibra etmesi nazara alınarak, sendikal nedenle bir yıllık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı talep edemeyeceğinden, işe başlatmama tazminatının dört aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş olması uygun olup, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacının temyiz itirazına gelince;
4857 sayılı ... Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasında işe başlatmama tazminatının alt ve üst sınırları gösterilmiş olup; söz konusu tazminatın belirtilen sınırlar arasında işçinin kıdemi, fesih sebebi gibi olgular dikkate alınarak belirlenmesi gerekir. Üst sınırın aşılmasının tek istisnası 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 31. maddesindeki sendikal nedenle yapılan fesihlerdir.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun "Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" başlıklı 31. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; "İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında işin sevk ve dağıtımında, işçinin mesleki ilerlemesinde, işçinin ücret, ikramiye ve primlerinde, sosyal yardım ve disiplin hükümlerinde ve diğer hususlara ilişkin hükümlerin uygulanması veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayırım yapamaz;" beşinci fıkrasına göre; "İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, ... saatleri dışında veya işverenin rızası ile ... saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz." Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise; "Sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı ... sözleşmesinin feshi halinde ise, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 18,19,20 ve 21 inci madde hükümleri uygulanır. Ancak, 4857 sayılı ... Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz." denilmektedir.
Somut olayda, davacı işçinin sendikaya üyelik tarihi, aktin feshine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, sendika üyesi olan, sendika üyesi olmayan, işten çıkarılan, işten çıkarılanlardan sendika üyesi olan ve sendika üyesi olmayan, sendika üyeliğinden istifa ederek işyerinde çalıştırılan işçi sayıları, tanık anlatımları ve sair dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı işverenin feshinin sendikal nedene dayandığı anlaşılmaktadır. ... sözleşmesinin sendikal nedenle feshi halinde işverenin sorumluluğunun ağırlaştırılmasına yönelik düzenlemeler, işçi yararına kabul edilen özel düzenlemelerdir. Mahkemece, davacı işçinin 29.02.2012 tarihli ibraname ile işvereni ibra etmesi nazara alınarak, sendikal nedenle bir yıllık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı talep edemeyeceği gerekçesiyle, işe başlatmama tazminatı işçinin kıdemine göre dört aylık ücret tutarında belirlenmişse de, bahsi geçen 29.02.2012 tarihli her iki ibranamede de yer alan, işçinin hiçbir hak ve alacağının kalmadığına, işvereni ibra ettiğine yönelik ifadelerine değer verilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. Söz konusu ibranamenin varlığı, sendikal nedenle fesih olgusunu ortadan kaldırmayacağı gibi, işe başlatmama tazminatın 2821 sayılı Kanun'un 31. maddesine göre, işçinin bir yıllık ücreti tutarı olarak belirlenmesine engel teşkil etmez. Anılan nedenle, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının, fesih sendikal nedene dayandığından, işçinin bir yıllık ücreti tutarı olarak belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,

3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının, işçinin bir yıllık ücreti olarak belirlenmesine,

4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,

5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,

7-Davacı tarafından yapılan 156,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,

8-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,

9-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kesin olarak 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.