Davacı, maddi ve manevi tazminat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ...’de bira, meşrubat ve su ana bayiliğini yaptığını, davacı şirketin 2002 yılı hesaplarının kontrolünde sayı itibariyle büyük miktarda boş kasanın müşterilerden geri alınarak cari hesaplarına alacak kaydedildiğinin belirlendiğini, davacı şirketin müşterilerinden şirket elemanlarına yapılan ödemeler konusunda bunların şirket muhasebesine intikal edip etmediği konusunda ciddi şüpheler oluşmaya başladığını, şirketin tüzel kişiliğine ve mevcut çalışanlara güvensizlik oluştuğunu, davalıların haksız eylemlerinin şirket tüzel kişiliğinin ve yönetim kurulu başkanının itibarını zedelediğini, bu durumun şirkete maddi açıdan olduğu kadar manevi açıdan da zarar verdiğini iddia ederek maddi ve manevi tazminat alacaklarının faiziyle beraber davalıların müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili; müvekkillerine isnat edilen eylemlerin tamamen gerçek dışı, mantığa ve hayatın olağan akışı ters, mesnetsiz iddialar olduğunu, davacının ticari nüfuzunu kullanarak bir kısım müşterilerine usulsüz ve zoraki belgeler imzalatmak suretiyle ve tamamen kendi yönlendirmeleri çerçevesinde istediği gibi tespit yaptırdığını, depozitoları oluşturan şişe ve kasaların rakamsal tespitlerinde tutarsızlıkların bulunduğunu, davacı şirketin tüm ticari faaliyetinin kayıtlı bulunmadığını, faturasız çok miktarda alımın satımın olduğunu, kampanyalı malların da kayıt dışı sürüme girdiğini, özetle kayıtsız binlerce kasa ve şişenin piyasada mevcut olduğunu, müvekkili olan dağıtıcıların kasa ve depozitoları hurdacılardan, ./..
bakkallardan veya bir kısım bayilerden daha düşük bir bedelle aldıklarını, buna karşılık davacı şirketin bunları altı milyon liradan aldığı gerçekliğinin bulunduğunu, ortada bir suiistimal, usulsüzlük ya da haksız kazancın söz konusu olmadığını, şirketin zararının da söz konusu olmadığını, davacı şirketin sırf müvekkilleri üzerinde baskı yaparak onları sindirmek üzere bu davayı açıldığı, davacının manevi tazminat talebinin de yasal dayanağının olmadığını, zira davacının gerçek kişi değil tüzel kişi olduğunu, ancak maddi kayıplarını dava edebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar ise davaya cevap vermemişlerdir.
Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, davacıların sipariş listesine göre eşyaların dağıtımı ve tahsilatı yaptıkları, her gün muhasebecide bunun hesabının yapıldığı, bazen kasa iadesinin yapıldığı, tanık beyanları ve dosyada mevcut olan muhasebe kayıtlarına göre davacı şirketin 2002 yılı sonu itibarıyla hesaplarının kontrolünde sayı itibarıyla büyük miktarda boş kasanın müşterilerden geri alınarak cari hesaplara alacak kaydedildiği, müşterilerin almış oldukları malın parasını peşin olarak ödediği, buna karşılık davalılar tarafından muhasebeye verilen hesaplarda mal bedelinin bir kısmının kasa, depozito iadesi olarak ödediğinin tespit edildiği, gerçekte var olmayan ancak davalılar tarafından alınmış gibi gösterilen depoya kayden girişi yapılan kasaların şirketin aleyhine, kendi lehlerine menfaat olacak şekilde haksız kazanç sağladıkları, bu haliyle şirketin maddi zararının oluştuğu, davalı ...'in ise bu işlerin yapımında yetkisinin olmadığı, sadece hamal olarak çalışmış olması nedeniyle bu fiili gerçekleştirmesi mümkün olmadığı, davacı şirketin tüzel kişiliğe sahip olduğu, şirket ve kurumların meydana gelen fiil nedeniyle elem ve üzüntüye kapılarak manevi zarara uğramalarının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili, davacı vekili ve davalılar temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı şirketin çalışanları olan davalıların haksız fiilleri neticesinde davacı şirketin maddi ve manevi zararının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise davalıların ne şekilde sorumlu tutulacağına ilişkindir.
Dosya içeriğine göre; gerek ceza davasında gerekse bu davada bilirkişi raporları alındığı, bilirkişi raporlarının ise birbiriyle çelişkili oldukları, bu çelişkinin özellikle davalıların eylemlerinin maddi vakıa olarak ne şekilde açıklanması gerektiği ve zararın meydana gelip gelmediği, davalıların kusurlu olup olmadıkları ile davalıların sorumlulukları ne şekilde belirleneceği noktalarında toplandığı görülmektedir.
Diğer taraftan davalılar hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının mahkumiyetleri için yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle davalıların beraatlarıyla sonuçlandığı, söz konusu kararın ise diğer yönleri incelenmeksizin dava zamanaşımı nedeniyle bozulduğu ve davalılar hakkındaki kamu davasının ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Bütün bunlara ek olarak davacı şirketin müşterileriyle çalışmalarında karşılıklı cari hesap sözleşmelerinin bulunduğu, iade edilen boş kasaların karşılığının nakit olarak müşterilere verildiği ya da cari hesap sözleşmelerinde alacak olarak kaydedildiği müşahede edilmektedir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Öncelikle davalıların görevlerinin ne olduğu netleştirilmeli, bu noktada varsa görev tanımlarına dair belgeler getirtilmelidir. Daha sonra davalıların her birinin çalıştığı davacı şirket müşterilerinin tuttuğu cari hesap sözleşmeleri ve davacı şirketle aralarındaki ticari ilişkiye dayalı diğer kayıtlar ile bu belgelerin karşılaştırılacağı davacı şirketin belge ve kayıtları dosya kapsamına dahil edilmelidir. Bu şekilde dosyadaki eksiklikler giderildikten sonra davacı şirket yetkilisi isticvap edilerek davalıların her birine yüklenen eylemler ayrıntılı olarak açıklattırılıp dosya bir bütün halinde borçlar hukuku, işletme ve muhasebe alanlarında uzman olan üniversite öğretim üye ya da görevlilerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve özellikle iddia edilen tarihler arasında davalı şirketin bir zararının bulunup bulunmadığı, varsa ne şekilde gerçekleştiği ve miktarının ne olduğu, bu zarardan dolayı davalıların sorumlu olup olmadıkları ile sorumlulukları söz konusu ise hangi eylemleri nedeniyle sorumlu oldukları, sorumluluklarının ayrı ayrı mı yoksa müteselsil mi olduğu, ayrı ayrı ise miktarlarının ne olduğu hususlarının açıklığa kavuşturulması gereklidir.
Belirtilen esaslara aykırı olarak eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Bozma sebebine göre de, tarafların sair temyizlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.