Davanın kısmen kabul kısmen reddine
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna ve kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup uyulan bozma ilamında özetle; “eksik araştırma inceleme ile karar verildiğini, dava konusu 125 ada 3,7,8,12 ve 14 parsel taşınmazların tespit tutanağında adları geçen hak sahiplerinin davaya dahil edilmediği, dava konusu taşınmazların Orman İdaresi tarafından dava konusu edilen kısımları yönünden inceleme yapılıp tescil hükmü kurulduğu, diğer kısımları yönünden araştırma yapılmadığı ve tescil hükmü kurulmadığı, malik hanesi ve niteliği kadastro tutanağında boş bırakıldığına göre parsellerin tamamının davalı olduğu gözetilerek gerçek hak sahibinin belirlenerek taşınmazların tamamı hakkında bir tescil hükmü kurulması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince taraf teşkili sağlandıktan sonra usulüne uygun orman araştırması yapılması gerektiği, orman olmadığının tespiti halinde ise usulüne uygun zilyetlik araştırması yapılması gerektiği” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; Yargıtay bozma ilamı, yapılan keşif, mahalli bilirkişi beyanları, bilirkişi raporları ve emsal Yargıtay kararları doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddi ile ... İli Merkez İlçesi ... Köyü 123 ada 10; 123 ada 13; 125 ada 1; 125 ada 2; 125 ada 3; 125 ada 4; 125 ada 5; 125 ada 6; 125 ada 7; 125 ada 8; 125 ada 9; 125 ada 10 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline, 121 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hali arazi vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline 121 ada 2 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına 123 ada 11 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına 123 ada 12 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile eşit hisseli olarak ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına, 122 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına 125 ada 11 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 125 ada 12 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu Haci Yiğit adına, 125 ada 13 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 125 ada 14 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına, 125 ada 15 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 125 ada 16 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 125 ada 18 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 126 ada 1,2 ve 3 nolu parsel sayılı taşınmazların susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına, 127 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına, 128 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 128 ada 2 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına, 130 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 130 ada 2 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına, 131 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına, 134 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... kızı ... adına 135 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın susuz tarla vasfı ile ... oğlu ... adına tespit ve tesciline, karar kesinleştiğinde kararın ve dosyanın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 Sayılı Kanun) 32/2 maddesi gereğince re'sen ... Tapu Sicil Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu 125 ada 1,2,4,9,11,12,13,14,15,16 ve 18 parseller, 121 ada 1 ve 2 parseller, 122 ada 1 parsel, 123 ada 11 ve 12 parseller, 126 ada 1,2 ve 3 parseller, 127 ada 1 parsel, 128 ada 1ve 2 parseller 130 ada 1 ve 2 parseller, 131 ada 1 parsel, 134 ada 1 parsel ile 135 ada 1 parsel üzerinde yapılan inceleme neticesinde; temyize konu dava konusu taşınmazlara ilişkin dava, kadastro çalışmaları öncesinde açılmış olduğundan kadastro çalışması esnasında dava konusu bu taşınmazların malik haneleri ve nitelikleri boş bırakılmak suretiyle kadastro tutanakları düzenlenmiş ve 3402 Sayılı Kanunun 5. maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda bu durum gözetilmeksizin sadece Orman İdaresinin bu parsellerde dava konusu ettiği kısımlar yönünden araştırma yapılarak hüküm kurulmuş kalan kısımları hakkında araştırma yapılmamış olup Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince malik hanesi ve niteliği açık olan bu taşınmazların tamamı üzerinde araştırma inceleme yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan keşifte gerek mahalli bilirkişiler gerekse tespit bilirkişileri dava konusu tüm taşınmazlar üzerinde uzun yıllardır meşe ağaçları olduğunu, bu ağaçları kesmeme nedenlerinin ise hayvan otlatmak ve gölgesinde dinlenmek olduğunu beyan etmiş, keşif sonrası alınan Orman ve Jeodezi bilirkişilerince düzenlenen 01.06.2020 havale tarihli raporda; bozma ilamında açıkça sadece Orman İdaresinin dava konusu ettiği kısımlarda araştırma yapıldığı kalan kısımları için araştırma yapılmadığı gibi hüküm kurulmadığı belirtilmişse de bu doğrultuda bozma sonrasında yine aynı şekilde sadece Orman İdaresinin dava konusu ettiği kısımlara ilişkin değerlendirme yapılmış, kalan kısımlar yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış, bundan ayrı 1956 yılı hava fotoğrafında taşınmazların kısmen eğimli kısmen düz olduğu, içinde bitki örtüsü ve ağaçların bulunduğu kısmen taşlık olup imar ihya edilmediği, 1984,2001 ve 2010 yılları hava fotoğraflarında eğim, bitki örtüsü, ağaçlar ve kısmen taşlık durumun mevcut olduğu ancak kimi parsellerde sınırların belli kimi parsellerde belli olmadığı belirtilerek sınırları belirgin olmayan tarımsal faaliyete başlanmadığı belirtilen taşınmazlar üzerinde geçmişten günümüze ağaç yoğunluğunun olduğu ve geçen yıllar itibariyle de ağaçlarda azalma görüldüğü üzerindeki ağaçların ise meşe ağaçları olduğu, sınırları belirgin olan taşınmazlarda ise tarımsal olarak toprak işlemesinin görüldüğü, en eski tarihli 1956 yılı memleket haritasında ise taşınmazların üzerinde mevcudiyeti olan geniş yapraklı rumuza ait ağaç türüne yer yer rastlandığı ve yeşil renkte gösterildiği açıklanarak fiilen orman olan meyil itibariyle erozyon tehlikesi bulunan, toprağı orman toprağı olan yerlerin orman yasaları karşısında da orman sayılan yerlerden olduğu, diğerlerinde ise orman ağaç ve ağaççığı bulunmadığından orman sayılmayan yerlerden olduğu şeklinde tespit yapılmışsa da orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilen taşınmazlarda hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemede yer yer yoğun şekilde görünen koyuluklar olduğu, hava fotoğrafındaki koyulukların neden kaynakladığı, şayet bunlar ağaç ise bu taşınmazların üzerinde orman ağaç ve ağaççığı bulunmadığı belirtildiğine göre ne tür ağaç olduğu, memleket haritasında bu yerler yeşil gösterilmişse de bunun boyama hatasından mı kaynaklanıp kaynaklanmadığı açıklanmamıştır. 05.06.2020 havale tarihli Ziraat bilirkişi raporunda ise yine sadece Orman İdaresinin dava konusu ettiği kısımlar yönünden değerlendirme yapılmış olup tüm taşınmazların orman toprağı olduğu, kimi taşınmazlar için eğimi yüksek ve erozyona maruz kalabileceği belirtildiği halde 1984,2001 ve 2010 yılı hava fotoğraflarında ekili veya nadasa bırakıldığı belirtilerek orman sayılmayan yerlerden olduğu ve imar ihyasının 1984 yılından davanın açıldığı 2018 yılına (dava 2013 yılında açılmıştır) kadar 34 yıldır tamamlandığı gibi kendi içinde tutarsız ifadelerle rapor verildiği görülmüştür. Tüm bunlara ek olarak; Orman İdaresinin taşınmazlarda dava konusu ettiği kısımlar dışında kalan kısımları için de daha sonrasında İlk Derece Mahkemesince değerlendirme yapılması istenilmiş ve bu doğrultuda Orman bilirkişisinden 25.12.2020 havale tarihli ek rapor alınmışsa da bilirkişi ek raporunda; kısmen dava konusu edilen taşınmazlarda işlenme faaliyeti olduğu belirtilenlerin tamamının işlendiği, işlenme faaliyeti görülmeyen taşınmazların ise tamamının işlenmediği dolayısıyla bir kısmında ya da tamamında toprak işleme varsa bunun bir bütünlük gösterdiği belirtilmiş olup taşınmazların Orman İdaresince dava konusu edilmeyen kısımlarında bozma ilamında belirtildiği şekilde gerçek hak sahibi ve niteliği belirlemeye yönelik ayrıca ve açıkça bir araştırma yapılmadan genel ve soyut ifadelerle rapor verildiği görülmüştür. Dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince eksik araştırma inceleme ile bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yine dava, Orman İdaresi tarafından 29.11.2013 tarihinde 104 ada 1 parselin güneyinde ve 105 ada 1 parselin ise kuzeyinde kalan yerlerin orman vasfında olduğundan Hazine adına 104 ada 1 ve 105 ada 1 orman parsellerinin kadastro tespitlerinin iptali ile bu yerlerin yanlarındaki bu orman parsellerine eklenmesi suretiyle tespit ve tescil talebinde bulunulmuştur. 104 ada 1 ve 105 ada 1 parsellerin kadastro tutanaklarının asılları dava dosyamız içerisinde olup taşınmazların 24.10.2013 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına tespit edildikleri 06.11.2013 - 05.12.2013 tarihleri arasında askı ilana çıkarıldığı ancak askı ilan süresinde Kadastro Mahkemesine dava açıldığından kesinleşmediği tespit edilmiştir. Görüldüğü üzere eldeki dava nedeniyle 104 ada 1 ve 105 ada 1 parsellerin tutanakları kesinleşmemiş olup İlk Derece Mahkemesince bu parseller yönünden olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
Ayrıca; 3402 sayılı Kanunun 14. Maddesinde "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." hükmü düzenlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince bu hüküm gözetilmeksizin kuru arazide 100 dönümü aşacak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
O halde; İlk Derece Mahkemesince, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi/bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi/bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116,4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan sebeplerle temyiz olunan ilk derece mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.