SUÇLAR: Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, şantaj
HÜKÜMLER / KARAR: Mahkûmiyet, temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddi kararı

Yerel Mahkemece verilen ek kararın sanık tarafından temyizi ve sanık hakkında kurulan hükümlerin katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

Yerel Mahkemece, temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın sanık ...'na (...) tebliği için adı geçenin kovuşturma evresinde bildirdiği son adresi ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde kayıtlı adresi esas alınarak çıkarılan tebligatların bila tebliğ iade edilmesi ve kolluk görevlilerince yapılan araştırma sonucunda da sanığın adres kayıt sisteminde bir adresinin bulunmadığının ve aranan şahıslardan olduğunun bildirilmesi üzerine, mahkûmiyet hükümlerinin Resmî Gazete'de ilan yoluyla tebliğ edilmesine ve hükümlerin ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağına karar verilip, 06.05.2016 tarihli ve 29704 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ilan ile tebliğ işlemlerinin usûlüne uygun şekilde tamamlandığı değerlendirilerek, sanığın, tarafına tebliğ edilmediğini ifade ettiği karara yönelik 25.01.2018 tarihinde yaptığı temyiz başvurusu hakkında ilan yoluyla usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı 1412 sayılı CMUK'un 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra temyiz isteğinde bulunduğu gerekçesiyle temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine karar verilmiş ise de 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde yer alan; "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyan kimsenin adresi meçhul sayılır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir..." şeklindeki düzenleme ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 48. maddesi uyarınca, ilanen tebligat başvurulacak son çare olup, resmî veya hususi müessese ve dairelerden, örneğin; seçim kurulları, vergi dairesi, tapu dairesi gibi yerlerden çok yönlü araştırma yapılmadan ilan yoluyla tebliğ yapılmasına karar verilmesi usûle aykırı olduğu gibi, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun tebliğ tarihinde yürürlükte bulunan 29. maddesindeki; "... İlan alakalının ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde intişar eden birer gazetede ve ayrıca elektronik ortamda yapılır." hükmü ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 49. maddesi uyarınca, kolayca ulaşma ve tebligatı öğrenme olanağını kısıtlayan Resmî Gazete'de ilan yapılmasının da usûle uygun olmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz talebinin kabule şayan olmamasından dolayı reddine ilişkin ek kararın hukuka aykırı olması nedeniyle kaldırılmasına ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca öğrenme üzerine sanığın temyizinin süresinde olduğunun kabulüne karar verilmiş, Tebliğname'deki sanığın temyiz isteğinin reddi ile ek kararın onanmasına ilişkin görüşe iştirak olunmamıştır.

Sanığa yüklenen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan yargılama konusu eylemler, 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal ve 5237 sayılı TCK'nın 107/2. maddesi yollamasıyla 107/1. maddesinde şantaj başlıkları altında yaptırıma bağlanmış olup, cezaların türü ve üst sınırlarına göre aynı Kanun'un 66/1-e maddesi uyarınca anılan suçların asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, 5237 sayılı TCK'nın 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de zamanaşımını kesen en son işlem olan sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği 03.11.2015 tarihinden itibaren 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin temyiz inceleme tarihinden önce 03.11.2023 tarihinde dolduğu, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesi kapsamında derhâl beraat kararı verilmesini gerektirir hâllerin de bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın ve katılan vekilinin temyiz istekleri bu sebeple yerinde görülmüş olup, hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.09.2024 tarihinde karar verildi.