Davanın reddine, asli müdahilin davasının kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine asli müdahilin davasının kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Kadastro sırasında Muğla ili Marmaris ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 39,47,52,59,63,105 ada 8,40,42,72,78,104,106 ada 9,13,16,109 ada 31,131 ada 2,142 ada 148 parsel sayılı taşınmazlar ile, yüzölçümü belirlenmeyen 154 ada 37 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi boş olarak tespit edilmiştir.
Davacılar ... ve ... ... ile ayrıca ... tarafından davalılar ..., Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği, aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi ve tescil davaları, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Yargılama sırasında ... kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayanarak 109 ada 31 parsel sayılı taşınmazın adına tescili istemiyle davaya müdahil olmuştur.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda müdahil davacı ...'ın davasının kabulü, davacılar ... ve ...'un davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili ve davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 25.01.2018 tarihli ve 2015/12519 Esas, 2018/152 Karar sayılı ilamı ile davacılar vekilinin 105 ada 8,42,72 parselin bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen bölümü, 106 ada 13,16 parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına, davalı Hazine vekilinin 104 ada 39,47,52,59,63,105 ada 40,105 ada 72 parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümü, 78,104,106 ada 9,109 ada 31,131 ada 2,142 ada 148,154 ada 37 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddine ancak davacılar vekilinin 104 ada 39,47,52,59,63,105 ada 40,105 ada 72 parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümü, 78,104,106 ada 9,109 ada 31,131 ada 2,142 ada 148,154 ada 37 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, tescil davasının dilekçesi denetime elverişli olarak uygulanıp devreden davanın konusu ve devreden davanın konusu yönünden dosya arasında bulunan 06.08.1951 ve 21.07.1975 tarihli zilyetlik belgesi uygulanarak her bir taşınmazın hangi senet kapsamına kaldığı kesin olarak belirlenerek; taraflar arasında görülen ve feragat ile sonuçlandığı bildirilen 1975 tarihli men'i müdahale dava dosyası getirtilerek dosyasına konulduktan sonra yapılacak keşifle yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların hangi tarihten beri kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, tescil davasının dilekçesi denetime elverişli olarak uygulanıp devreden davanın konusu ve devreden davanın konusu yönünden dosya arasında bulunan 06.08.1951 ve 21.07.1975 tarihli zilyetlik belgesi uygulanarak her bir taşınmazın hangi senet kapsamına kaldığı kesin olarak belirlenerek feragat ile sonuçlandığı bildirilen 1975 tarihli men'i müdahale dava dosyasına konu yerler ile dava konusu taşınmazların aynı yer olup olmadıkları saptandıktan sonra feragatin nedeni üzerinde durulmalı, dosya arasında bulunan satış senedinin kök muris Mehmet'ten gelen hisseyi mi yoksa Gülsüm'ün eşi ...'ın ölümü ile ... ve ...'ya intikal edecek miras payını mı içerdiği senet tanıkları da dinlenilmek sureti ile kesin olarak belirlenmeli, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli, tarafların taksim konusundaki beyanları ile birlikte tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi için bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 104 ada 39,47,52,59,63,105 ada 40,105 ada 72 parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümü, 78,104,106 ada 9,109 ada 31,131 ada 2,142 ada 148,154 ada 37 parsel sayılı taşınmazların ... tarafından; 105 ada 104 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından ve 109 ada 31 parsel sayılı taşınmazın ise ... tarafından bir insan ömrünü aşan; eski zilyetlerden devralınarak, hiçbir itirazı uğramayan zilyetlikle malik sıfatı ile ekonomik amaca uygun olarak zira-i gaye ile kullanıldığı, zilyetliğin öncesi tespit edilemeyen bir zamandan kadastro tespit tarihine ve nihayetinde de keşif tarihine kadar devam ettiği, davaya konu, 104 ada 39,47,52,59,63,105 ada 40,105 ada 72 parselin bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen bölümü, 78,104,106 ada 9,109 ada 31,131 ada 2,142 ada 148,154 ada 37 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde aranan iktisap şartlarının davalı ... ve onun ölümü ile varisleri lehine, davaya konu 105 ada 104 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde aranan iktisap şartlarının ... lehine, davaya konu 109 ada 31 parsel sayılı taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesinde aranan iktisap şartlarının ise ... lehine kadastro tespit tarihinden önce tahakkuk ettiği; iktisabı engelleyen hukuki; fiili ve taşınmaz vasfından kaynaklanan bir halin bulunmadığı;dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile alınan bilirkişi raporlarnın bu durumu teyit ettiği anlaşıldığından davacıların davasının reddine, müdahil ...'ın davasının kabulüne; 109 ada 31 parsel sayılı taşınmazın aynı ada ve parsel numarası ve kadastro tespit tutanağındaki vasıf ile müdahil davacı ... adına tespit ve tapuya tesciline, onanarak kesinleşenn parseller yönünden önceki hüküm gibi karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılıp mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.