Mahkumiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1.Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde kararda bunlardan en ağırının esas alınarak gösterilmesi gerekmekte olduğu ve ilamda tekerrüre esas alınan Bakırköy 5 Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2011 tarihli 2009/1120 Esas ve 2011/653 Karar sayılı ilamının 13.11.2014 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı yine Bursa 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.03.2013 tarihli, 2012/73 Esas ve 2013/143 Karar sayılı ilamının uyarlama yargılaması nedeniyle düşme kararı verildiğinden tekerrüre esas alınamayacağı ayrıca İstanbul 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2012 tarih, 2010/58 Esas, 2012/2122 Karar sayılı kararının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar olması nedeniyle tekerrüre esas alınmayacağı sanığın da başkaca tekerrüre esas adli sicil kaydının bulunmadığı anlaşılmakla sanık hakkında şartları oluşmamasına rağmen tekerrür hükümlerinin uygulanması,

2.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 esas, 2007/152 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, kanun koyucunun ayrıca adlî para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adlî para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği hâlde, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 157/1. maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırı olan 1 yıl hapis cezası belirlenmesine rağmen adlî para cezasının alt sınır olan 5 gün yerine, 30 gün olarak belirlenmek suretiyle fazla adli para cezası tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinde verilen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılması ile adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “15 gün”, “12 gün” ve “240 TL” adli para cezası terimlerinin çıkarılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “2 gün”, “1 gün” ve “20 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.