Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
3628 sayılı Yasanın 17 ve 18. maddeleri uyarınca sanık hakkında zimmet suçundan açılan davanın mahkemece Hazineye ihbarı mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Suç tarihindeki ekonomik koşullar ile Dairemiz uygulamalarına nazaran zimmete konu 1.000 TL'nin değer azlığı sınırında kaldığı ve sanık hakkında TCK'nın 249. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle suçu işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Kanuna aykırı, sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 10/03/2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif Üye)

Suç tarihlerinde Konya İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğünde taşınır kayıt ve kontrol yetkilisi olarak görev yapıp aynı zamanda Valilik onayıyla muhasebe yetkilisi ve mutemetlik görevlisi olarak görevlendirilen sanığın, kurum adına Kamu İhale Kanununun 22/d bendi kapsamında Atiker Petrol isimli şirketten 1082 litre mazot alımını gerçekleştirdiği ancak mazotun ihtiyaç olduğunda kullanılmak üzere istasyonda bırakıldığı, adı geçen petrol şirketinden resmi hizmet aracına akaryakıt alınmadığı halde 24/02/2010 tarihinde 425 litre mazot alınmış gibi göstererek karşılığında 1.000 TL nakit para alarak mal edindiği, Nüfus ve Vatandaşlık müdürü Celal Kara'nın söz konusu petrol istasyonuna gittiğinde şirket müdürü ...'in sanığa 425 litre yakıt karşılığında 1.000 TL para verildiğini söylemesi üzerine durumun ortaya çıktığı, sanığın bu suretle zimmet suçunu işlemiş olduğu kabul edilerek mahkumiyetine karar verilmiş ise de;
Yakıt teslimi ve para alımına dair tutanaklar akaryakıt alımını gösteren mutat evrak niteliğinde bulunmadığından şirket tarafından düzenlenen bu tutanaklarla mahsuplaşma yapılmasının olanaklı olmadığı, oluş ve dosya kapsamından şirket yetkilileri tarafından da böyle bir ödeme usulü olmadığının bilindiği, akaryakıt alımı sırasında fiş düzenleme yetkisinin şoförlere, şoförler tarafından düzenlenen fişler ile şirkette kalan akaryakıta ilişkin litre bazında liste kontrol ve takip görevinin ise sanığa ait olduğu, şirketten alınan paraya ilişkin olarak sanık tarafından belirtilen miktarda yakıt alımı yapıldığına ilişkin bu miktar düşülerek kalan miktarı gösteren kurum kayıtlarında oluşturulmuş evrak bulunmadığı, Ceza Genel Kurulunun 05/11/2019 tarihli ve 2017/5-1111 Esas, 2019/638 sayılı Kararı ve Dairemizin istikrarlı uygulamasına göre; kamu görevlisinin görevi dolayısıyla kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu mallar üzerinde görevinin gerekleriyle bağdaşmayan bir surette tasarrufta bulunması ve bu malları kendisinin veya başkasının uhdesine geçirmesinin zimmet suçu olarak tanımlandığı, sübutu kabul edilen eylemde şirketten kaba hile ile para alınmasının sözkonusu olduğu, yasal tevdi unsuru bulunmadığı gibi alınan para yakıt fişi olarak gösterilip şirketten bu miktar düşüldükten sonra kurumun alacağı bakiye yakıt miktarını gösterir evrak oluşturulmadığından fiilin zimmet olarak nitelendirilmesinin de mümkün olmadığı, sanığa bu şekilde para ödenmemesi gerektiğini bilebilecek durumda olan şirket yetkililerine karşı gerçekleştirilen eylemde irtikabın ikna unsurunun bulunmadığı, mağdurun denetim imkanını ortadan kaldıracak ağırlıkta ve nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturacak şekilde hile kullanılmadığının anlaşılması karşısında, dolandırıcılık suçunun da unsurları itibarıyla oluşmadığı, fiilin disiplin suçu kapsamında değerlendirilebileceği gözetildiğinde beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi isabetsiz olduğundan kararın bu gerekçeyle bozulması yerine farklı gerekçelerle bozulmasına dair çoğunluk görüşüne iştirak edilmemiştir.
Muhalif Üye