Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen eylemin sübutu halinde basit zimmet suçunu oluşturacağı, bu suçun suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı yönünden lehe hükümler içeren 765 sayılı Kanun'un 202/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 31.10.2008 tarihli mahkumiyet hükmü ile incelemeye konu hükmün tarihi arasında 10 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu nazara alınarak sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2 ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunu'nun 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.