Mahkûmiyet, eşya müsaderesi
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
1.Katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istemi; verilen cezada erteleme şartlarının oluşmadığına, kaçak eşyanın tamamının müsaderesinin gerektiğine ve re'sen göz önüne alınacak sebeplere ilişkindir.
2.Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istemi; erteleme kararının usul ve kanuna aykırı olduğuna, suçun aile büyükleri tarafından işlendiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Olay tutanağına göre, 10.02.2014 tarihinde, kaçak sigara satıldığı ihbarı üzerine, Kaya adlı pasaja gidildiği, suça sürüklenen çocuğun pasajın koridor kısmında üzerinde görünür vaziyette karton sigaraların yer aldığı masanın arka kısmında durduğu, yapılan aramada muhtelif markalara ait toplam 115 paket sigara ele geçirildiği;
11.03.2014 tarihli olayda ise, Silivri 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/215 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden Kaya adlı pasajın girişinde suça sürüklenen çocuğun yanında yer alan masa üzerinde muhtelif markalara ait toplam 427 paket kaçak sigara ele geçirildiği, anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk savunmasında; sigaraları sattığını beyan ederek, suçu kabul etmiştir.
Suça konu sigaraların bandrolsüz ve kaçak olduğuna dair bilirkişi raporu dava dosyasında mevcuttur.
Dava konusu eşyaların değerinin pek hafif kabul edildiği, Dairemiz yerleşik uygulamalarına uygun olduğu tespit edilmiştir.
Suç tarihinde ticari miktarda kaçak sigara ele geçirilmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuğun eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, suça sürüklenen çocuk hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
1.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesi kapsamında "Soruşturma evresinde, ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır" düzenlemesinin getirildiği, zincirleme suç dosyaları kapsamında gümrüklenmiş değerlerin toplamının esas alınması gerektiği cihetle; soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan suça sürüklenen çocuk hakkında, mahkemece etkin pişmanlık ihtarında her iki dava dosyasındaki kaçak eşyaların gümrüklenmiş değerlerinin toplamının iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde cezada yapılacak indirim oranının "1/2" olacağının bildirilmesi gerekirken, suça sürüklenen çocuğa etkin pişmanlık hükmünün mahiyetini içeren yasal ihtarat yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Suç tarihi itibarıyla 18 yaşını doldurmayan ve daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olan suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun
(5237 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca seçenek yaptırıma çevrilme zorunluluğuna uyulmaması,
3.Suça sürüklenen çocuk hakkında ceza belirlenirken önce 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrası, sonra 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca indirim yapılması gerekirken uygulama sırasında hataya düşülmesi,
4.Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca indirim uygulaması sırasında suça sürüklenen çocuğun 2 yıl 6 ay hapis ve 6 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken 2 yıl 3 ay hapis ve 6 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına hükmedilerek sanık hakkında eksik ceza tayini,
5.Suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında “çocuk mahkemesi sıfatıyla” görülmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun (5395 sayılı Kanun) 25 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı bulunmaz” şeklindeki düzenlemeye ve 5395 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ''Çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemeleri bulunmayan yerlerde, bu mahkemeler kurulup göreve başlayıncaya kadar çocuklar tarafından işlenen suçlara ait soruşturmalar ve kovuşturmalar Cumhuriyet başsavcılığı ve görevli mahkemelerce bu Kanun hükümlerine göre yapılır'' şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak Cumhuriyet savcısının katılımı ile duruşma yapılması,
6.Kaçak olduğu anlaşılan dava konusu sigaraların imha edilip edilmediklerine bakılmaksızın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken imha edilen sigaralar dışında sadece kalan sigaraların müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.