Taraflar arasında görülen davada Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.02.2009 gün ve 2008/387-2009/71 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.05.2011 gün ve 2009/6135-2011/5349 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 26.12.2006 tarihli sözleşme ile müvekkilinin dava dışı şirketteki hissesini davalıya devretmesine rağmen davalının ilk taksidi süresinde ödemediğini ve vadesinde ödemesi gereken 38.400,00 TL'nı 160,00 TL eksiğiyle faizlerini de ödemeden ilk taksiti 38.240,00 TL olarak ödediğini, bu nedenle sözleşme uyarınca taksitlerin tümünün muaccel hale geldiğini ileri sürerek, müvekkilinin muaccel hale gelen bakiye alacağı 191.760,00 TL'nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında sözleşmenin karşılıklı borç ve yükümlülükler yükleyen yazılı bir sözleşme olduğunu, davacının istemlerinin Borçlar Kanununun ilgili maddelerine uygun olmadığını ve iyiniyet kuralları ile de bağdaşmadığını, ayrıca sözleşmenin Borçlar Kanunun 224 maddesi kapsamında taksitli satış olması nedeni ile muacceliyet şartının da gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği itibari ile özel bir satım sözleşmesi olan taksitle menkul satım sözleşmesi olduğu, bu nedenle Borçlar Kanunu'nun 224 ncü maddesi uyarınca taksitlerden birinin vadesinde ödenmemesi halinde geriye kalan taksitlerin tümünün muacceliyet kazanacağına ilişkin hükmün, davalının iki taksiti ödemede temerrüde düşmesi ve bu iki taksit toplamının toplam satış tutarının en aşağı onda birine karşılık gelmesi halinde uygulanabileceği, oysa dava konusu olayda bu koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 03.05.2011 tarihli kararında yazılı gerekçelerle onanmıştır.
Bu kez davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 38,20 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 185,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 30.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.