TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.12.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
TCK'nın 268. maddesinde tanımlanan ve iftira suçunun özel bir işleniş biçimi olarak düzenlendiği madde gerekçesinde ifade edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu; işlediği bu suç nedeniyle kolluk kuvvetlerince yakalanan şüphelinin kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek kimliğini saklayarak kolluk kuvvetlerine gerçekte var olan başka bir kişinin kimlik bilgilerini vermesi durumunda oluşmaktadır. Buna göre şüpheli daha önce bir suç işlemeli veya bir suçtan aranıyor olmalı; bu suçtan şüphe üzerine yakalandığında veya sorulduğunda hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başka bir kişiye ait kimlik veya kimlik bilgilerini vermelidir. Sanığın suç işlememiş olması veya eyleminin cezai değil idari bir yaptırım gerektirmesi, kimlik bilgilerini verdiği kimsenin gerçekte var olmayan hayali bir kimse olması, durumlarında ise resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyanda bulunulması koşuluyla TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu oluşacaktır.
Somut olayımızda; sanık kiraladığı araçla İzmir'den Ödemiş ilçesine gelerek iki müştekiye sahte dolar vererek alışveriş yapmış ve ilçeden ayrılırken hız sınırlarını aştığı için hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenmiş, tutanakta sanık gerçek kimliği yerine katılanın kimlik bilgilerini kullanmış ve trafik ceza tutanağı katılan adına düzenlenmiştir. Sanık hakkında hız sınırını aşması nedeniyle cezai işlem uygulandığı sırada kendisi hakkında soruşturma ve/veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullandığı, cezai işlemin başkası adına uygulandığı, şikayetçiler ile yaptığı alışverişler karşılığında sahte dolarlar verdiği iddiasıyla iftira ve parada sahtecilik suçlarından TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1 ve 197/1. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Açılan davada iddianamede olayın anlatılış biçimine göre sanığın piyasaya sahte para sürmek eylemi ile iftira eylemi arasında herhangi bir hukuki ve fiili irtibat bulunmadığından, iftira suçundan görevsizlik kararı verilmiş ve her iki suçtan yargılamalar ayrı ayrı sürdürülüp sonuçlandırılmıştır.
Soruşturma suç haberinin alınmasıyla başlar, suç haberi ise kural olarak ihbar veya şikayet yoluyla ya da suçun doğrudan doğruya öğrenilmesiyle alınır. Somut olayda şikayet 26.08.2005 tarihinde saat 12: 30'da yapılmıştır. Trafik ceza tutanağı ise aynı gün saat 08: 45'te düzenlenmiştir. Sanık hakkında, idari yaptırım gerektiren trafik ceza tutanağı düzenlendiği sırada henüz soruşturma başlamamıştır. Parada sahtecilik suçundan yakalama kararı ise 29.11.2005 tarihinde çıkarılmıştır. Dolayısıyla sanık hakkında trafik ceza tutanağı düzenlendiği tarihte ve saatte soruşturma başlamadığı gibi bilinen başka bir kovuşturma işlemi de bulunmamaktadır. Bu nedenle sanığın soruşturma ve kovuşturmadan kurtulmak maksadıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullandığından söz edilemez, bu suçun unsurları da oluşmaz. Ancak iddianamede yer alan hız sınırını aşmaktan cezai işlem uygulanırken başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eylemi nedeniyle TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun unsurları oluşmuştur. Sanığın bu suçtan cezalandırılması gerekir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın eyleminin TCK'nın 268. maddesi delaletiyle 267/1. maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu değil 206. maddede yer alan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu, suç vasfında yanlışlık nedeniyle hükmün bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, sayın çoğunluğun başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanmasına ilişkin görüşlerine karşıyım.19.12.2012