İNCELENEN KARARIN;

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1) Hakaret suçundan düşme kararına yönelik temyizde;
Mağdur ...’in 05/01/2015 tarihli dilekçesiyle şikayetinden vazgeçtiği, takibi şikayete bağlı hakaret suçundan soruşturma aşamasında şikayetinden vazgeçen mağdurun katılma hakkı bulunmadığından, 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak, mağdur ...’in TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE,
2) Tehdit suçundan beraat hükmüne yönelik temyizde ise;
Sanığa atılı tehdit suçunun şikayete tabi olmadığı, müşteki ... soruşturma evresinde şikayetçi olmadığını beyan etmiş ise de, kovuşturma evresinde 23/03/2015 tarihli celsede sanıklar hakkında şikayetçi olduğu ve katılma talebinde bulunduğu görülmekle, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenen müştekinin CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Katılan ...'in aşamalardaki tutarlı anlatımları ile mahkemece dinlenen tanıklar Süleyman Şeker ve Mehmet Ali Tanarat’ın beyanlarının katılanı doğrulaması karşısında, sanıkların mahkumiyeti yerine, yerinde olmayan gerekçe ile atılı suçtan sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan ...'in temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27/10/2021 tarihinde hakaret suçundan kurulan hüküm bakımından oy çokluğuyla, tehdit suçundan kurulan hüküm bakımından oy birliğiyle karar verildi.

(Karşı Oy)

Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında müşteki ...’e yönelik 11/11/2014 tarihinde işlediği iddia olunan hakaret ve tehdit suçlarından Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/09/2015 tarihli ve 2015/80 E. 2015/524 K. sayılı Kararıyla;
• Türk Ceza Kanununun 125/1, 125/4 maddeleri kapsamında takibi şikayete bağlı suç nedeniyle 05/01/2015 tarihinde bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla gönderdiği dilekçeyle şikâyetten vazgeçtiğinden Türk Ceza Kanununun 73/4 ve 223/8 maddeleri gereğince Düşürülmesine,
• Tehdit suçundan ise sanıkların atılı suçu işledikleri sabit olmadığından Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi gereğince ayrı ayrı beraatına karar verilmiştir.
Karara karşı müşteki tarafından süresi içinde temyiz isteminde bulunulmuştur.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 27/10/2021 tarihli ve 2019/5477 Esas, 2021/25545 sayılı Kararıyla;
• Hakaret suçu bakımından 5320 sayılı Kanunun 8/1 ve 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi gereğince temyiz isteminin reddine oy çokluğuyla,
• Tehdit suçu bakımından ise müştekinin suçtan zarar gördüğünden bahisle katılma kararı verilerek bozulmasına oybirliği ile karar verilmiştir.
(1) nolu Karar yönünden sayın çoğunluğun temyiz isteminin reddi kararına; kovuşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini beyan etmesi sebebiyle katılan olarak kabulü ile kararın esastan incelenerek onama kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle iştirak edilememiştir.
Konunun anlaşılması bakımından “katılma” kurumu hakkında kısa bir açıklamaya ihtiyaç bulunmaktadır.
Bilindiği üzere, kamu davasını açma görevi hukukumuzda Cumhuriyet savcılarına verilmiş olup, şartları gerçekleştiğinde katılan bir yargılama sujesi olarak kovuşturma aşamasında ferdi iddia makamını işgal etmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanununun 237. maddesinin birinci fıkrasında mağdur yahut suçtan zarar görenlerin ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinde “şikâyetçi olduğu” beyanıyla hüküm verilinceye kadar davaya katılmasının mümkün olduğu hüküm altına alınmıştır.
Öte yandan, aynı Maddenin ikinci fıkrasında bir istisna getirilerek kanun yolu muhakemesinde katılma kararı verilebileceği hüküm altına alınmış olup, nitekim Dairemiz kararının iki numaralı bendinde bu yol izlenerek mağdur ... hakkında katılma kararı verilmiştir.
Çözülmesi gereken problem takibi şikâyete bağlı suç bakımından kamu davası açılmadan önce şikâyetten vazgeçen mağdur hakkında şikâyet şartı gerçekleşmemesine rağmen kamu davası açıldıktan sonra “şikâyetçi olduğunu” bildirerek kamu davasına katılma isteğinde bulunması durumunda katılma kararı verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanununun 237/1. maddesinde yer alan “şikâyet”in Türk Ceza Kanunun 73. maddesinde düzenlenen şikâyetten daha geniş yorumlanması zaruridir. Aksi halde takibi şikâyete bağlı olmayan suçlar bakımından davaya katılmanın şartı olarak ele alınan “şikâyet”ten bahsetmek makul olmayacaktır. Usul hukuku bakımından Ceza Muhakemesi Kanununun 237.maddesinde belirtilen “şikâyet” beyan olarak esas alınmakta maddi ceza hukukuna ilişkin şikâyet kurumunun esas ve sonuçları değerlendirilmemektedir.
Kamu davasına katılma bakımından takibi şikâyete bağlı olma yahut olmama gibi bir sınırlama getirmeyen Ceza Muhakemesi Kanunu bakımından; aynı olayda iki ayrı suçun, suçtan zarar göreni olan mağdurun biri bakımından davaya katılma isteği kabul edilip, biri bakımından kabul edilmemesi mümkün değildir.
Nitekim yüksek Dairemizin bizim de iştirak ettiğimiz yukarıda belirtilen kararının (2) numaralı bendinde soruşturma aşamasında şikâyetçi olmayan suçtan zarar görenin kovuşturma aşamasında şikâyetçi olduğunu belirterek davaya katılması mümkün olmuştur. Oysaki maddi ceza hukukuna ilişkin şikâyet kurumunda Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre vazgeçmeden cayma kabul edilmemektedir.
Öte yandan, müştekinin kovuşturma aşamasına geçilmeden önce şikâyetten vazgeçtiği nazara alındığında yukarıda da belirttiğimiz üzere vazgeçmeden cayma mümkün değilse de bu husus maddi ceza hukukuna ilişkin olup, onun ayrıca sonuçları olacaktır. Kovuşturma aşamasına dava şartı gerçekleşmemesine rağmen geçildiği takdirde ise artık şikâyet beyanı ile katılan olarak kabulü gerekecektir.
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun (1) nolu kararda yer alan temyiz isteminin reddi yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.