Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 07.12.2009-14.10.2014 tarihleri arasında davalı bankada uzman olarak en son aylık brüt 2.645,00 TL ücret ile çalıştığını, davalı bankanın davacının işe iade davası açmasını engellemek için usulen istifa dilekçesi vermesi durumunda tüm alacaklarının ödeneceğini beyan etmesi üzerine davacının 13.10.2014 tarihli istifa dilekçesi verdiğini, fesih bildiriminin davalı bankanın genel müdür yardımcısı tarafından "tüm yasal haklarının ödenmesi onaylıyorum" şerhi ile imzalanmış olduğunu ileri sürerek, kıdem, ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı bankadaki görevinden 13.10.2014 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, davacının işten kendi isteği ile ayrılmış olması nedeniyle işe iade davası açamadığını, istifa dilekçesinin davacının gerçek iradesini yansıttığını ve davacının kıdem tazminatı farkı ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, iş sözleşmesinin davacının istifası ile sona ermesine karşın davalı banka tarafından davacıdan ihbar tazminatı ödemesi talep edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iradesinin istifaya yönelik olmadığı ve taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, davacının hak edip de kullanmadığı yıllık ücretli izin alacağı talep edilmiştir.
Davalı işverence dosyaya yıllık izin tablosu, yıllık izin formları, imzalı izin talep formaları ve bir kısım izne ilişkin mail yazışmaları sunulduğu görülmüştür.
Mahkemece, dava dilekçesindeki açıklamalar da dikkate alınarak, dosyada mevcut yıllık izin belgeleri bizzat davacı asilden isticvap edilerek sorulup, özellikle yazılar ve imza açıklattırılarak davacının yıllık izin kullanıp kullanmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu belgeler dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.