Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ... arasında senetten doğan borç ilişkisi mevcut olup, ilgili bononun vadesinde ödenmemesi nedeniyle İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün 2014/130 sayılı dosyası ile borçlu aleyhine icra takibine geçildiğini, yapılan takip sonucunda borçluya ait hacze kabil mal bulunamadığını, ...'in alacak konusu bononun düzenleme tarihinden kısa bir süre sonra, 29.09.2009 tarihinde dava konusu taşınmazın maliki iken alacaklılardan mal kaçırma ve alacaklıları zarara uğratma gayesi ile bu yerleri diğer davalı ... Keçecioğlu’na sattığını, bu satış işleminin muvazaalı bir işlem olduğunu, borçlunun malını elinden çıkardığını, ayrıca diğer davalının da kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden çok sonra açıldığını, diğer davalı ile bir ticari ilişkisinin olmadığını, meslekleri ve sosyal çevrelerinin farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; henüz semeresiz kalmış bir alacak mevcut olmadığından aciz vesikasından bahsedilemeyeceğini, hak düşürücü sürede davanın açılmadığını, davacı yanın, tamamen kötü niyetle yapmış oldukları icra dosyasını neticeye erdirecek şekilde haksız kazanç sağlamak amacıyla davayı müvekkiline yönlendirdiğini, davanın hukuki ve fiili hiçbir dayanağı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava konusu taşınmazı Uğur Bilgiç'den gazete ilanından tespit ederek yazlık ihtiyacını karşılamak için bulduğu, davalı ... savunmalarında 300.000,00 TL peşin para ödeyerek aldığını, Garanti Bankası Bağcılar Şubesinden kredi kullandığını belirtmiş, getirtilen banka kayıtları ile konut finansman sözleşmesinin de davalının beyanını doğruladığı, borçlu Uğur tarafından diğer davalı ...'e yapılan satışın gerçek bir satış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda, taşınmazın satıldığı 29/09/2009 tarihindeki rayiç değerinin tadilat görmüş hali ile 428.500,00 TL ve tadilat görmemiş hali ile 333.300,00 TL olduğunun belirtildiğini, ancak 18.05.2015 tarihinde bilirkişi raporundaki değerinin 400.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, yapılan tadilatların satış tarihi itibariyle taşınmaza 95.200,00 TL değer kattığının belirtildiğini, 2009 yılı itibariyle olsa olsa ancak 20.000,00-30.000,00 TL arasında bir değer katabileceğini, 95.200,00 TL değer katmasının mümkün olmadığını; davalı tarafça, taşınmazın 300.000,00 TL bedel ile satın alındığını ve bu miktarın 125.000,00 TL'sinin elden geri kalan 180.000,00 TL'sinin ise kredi çekilerek ödendiğinin ileri sürüldüğünü, ancak bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 125.000,00 TL'nin verildiğine dair hiçbir belge ibraz edilmediğini, tarafların muvazaalı hareket ettiklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili lehine verilen vekalet ücretinin dava değeri olan 630.000,00 TL üzerinden hesaplandığında 39.150,00 TL olması gerekirken 25.948,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; düzenlenen konut kredi sözleşmesi, Garanti Bankası dekontları, tadilata ilişkin faturalar, aidat makbuzları vs. ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı (borçlu) ... tarafından, diğer davalı ...'na yapılan taşınmaz satışının gerçek bir satış olduğu, İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için aranılan koşulların hiçbirisinin somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, davalı ... lehine hükmedilen nispi vekalet ücretinin de, tasarruf konusu taşınmazın tadilat görmemiş halinin tasarruf tarihindeki değeri olan 333.300,00 TL üzerinden hesaplanmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 277 ve devamı maddeleri.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.