Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri tatbik edilirken, sanığın adli sicil kaydında yer alan Ankara (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 21.03.2007 kesinleşme tarihli ilamı dikkate alınmasına rağmen, karışıklık yapılarak adli sicil kaydında yer alan Gölbaşı (Ankara) (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesine ait 2006/164 Esas, 2007/131 Karar numarası belirtilmiş ise de; Ankara (Kapatılan) 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/88 Esas ve 2007/59 Karar sayılı, 21.03.2007 kesinleşme tarihli ilamının infazından itibaren üç yıllık sürenin dolması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı, ayrıca karıştırılan her iki ilamın da hapis cezasından çevrili 600,00 TL adli para cezasına dair mahkûmiyete ilişkin bulunması nedeniyle 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun'un 3/B maddesi ile değişik 1412 sayılı CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince kesin nitelikli olması sebebiyle tekerrüre esas alınamayacağı göz ardı edilerek sanığın tekerrüre esas alınabilecek başka sabıkası da bulunmadığı halde hatalı şekilde tekerrür hükümlerinin uygulanması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından tekerrür uygulamasına ilişkin paragrafın çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.