SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin -başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden kurulan beraat hükümlerini vekâlet ücreti ile sınırlı olarak temyiz ettiği anlaşılmakla- hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış ve 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden, yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma ve özel belgede sahtecilik suçları yönünden ise, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarih 2011/5-137 Esas ve 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere "aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkûm olan sanık hakkında müdafisi tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği" dikkate alındığında; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması sebebiyle, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümleri yönünden sanığın vekâlet ücretine hak kazanamayacağı ve vekalet ücreti verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden mahkûmiyet ve beraate ilişkin hükümlerin ONANMASINA, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.