Sanık ...'ın atılı suçlardan mahkümiyetine, diğer sanık ...'in ise müessir fiil suçundan mahkümiyeti ile hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Mağdur sanık ... vekilinin 15/03/2006 tarihli celsede sanık ... hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle bu sanık hakkında müessir fiil suçundan verilen kararı temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, mağdur sanık ...'ın bu karar ile birlikte ayrıca Anayasa Mahkemesinin, 07/10/2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 23/07/2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 sayılı, iki milyar liraya kadar (iki milyar dahil) para cezalarına dair hükümlerin temyiz olunamayacağına ilişkin 1412 sayılı CMUK'nın 305. maddesinin 3842 ve 5219 sayılı Yasalar ile değişik (1) numaralı bendinin Anayasa'ya aykırı olması nedeniyle iptaline ilişkin kararı 07/10/2010 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 21/06/2005 gün ve 61/82 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, hükmün temyiz edilebilir olup olmadığını belirleme bakımından hüküm tarihindeki yasal düzenlemenin dikkate alınması gerektiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince üzerine atılı müessir fiil suçundan tayin olunan cezanın miktarına göre kesin olup temyizi kabil olmayan hükme ilişkin temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 317. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin mağdur sanık ... hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit suçundan verilen mahkümiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanığa isnat edilen ve 765 sayılı TCK'nın 266/1 ve 269. maddelerinde düzenlenen kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret ve tehdit suçuna öngörülen cezanın üst sınırı
itibariyle aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirlenen beş yıllık asli ve yedi yıl altı aylık ilave dava zamanaşımına tabi bulunduğu, 22/04/2005 olan suç tarihinden itibaren inceleme gününe kadar yedi yıl altı aylık sürenin dolduğu, davanın zamanaşımı nedeniyle dürüşülmesine karar verilmesi gerektiği ve mağdur sanığın temyiz itirazlarının bu itibarla yerinde olduğu anlaşıldığından, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ile 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle hükmün CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının zamanaşımı sebebiyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 19/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.