Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz isteği; suç işleme kastının bulunmadığına, kendi isteğiyle Birliğine katılış yaptığına ve verilen kararın Kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
Askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 12.08.2016 tarihinde iki gün yol süresi verilmek suretiyle Gaziosmanpaşa Askerlik Şubesince Birliğine sevk edildiği, en geç 14.08.2016 tarihinde Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, bir müddet firarda kalarak 13.02.2017 tarihinde kendiliğinden gelerek Birliğine katılış yaptığı anlaşılmıştır.
Sanık hakkında firar suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın savunmalarında; babasının evi terk etmesi sebebiyle ailesine destek olmak amacıyla firar ettiğini beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanığın süresinde Birliğine katılış yapmadığına ve kendiliğinden katılış yaptığına dair tutanak ile sevk belgesi dosyada mevcuttur.
1632 sayılı Kanun'un 66/1-a bendinde yazılı firar suçu, asker kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenebilen ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmeyen suçlardan olduğu göz önüne alındığında; sanığın, 14.08.2016-13.02.2017 tarihleri arasında kesintisiz sürerek kendiliğinden gelmekle son bulan firar suçunu işlediği belirlenmekle, eylemi sabit görülerek Mahkemece sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Hapis cezasına mahkumiyetin Kanuni sonucu olarak uygulanması gereken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin uygulanmaması hususunun infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
09.09.2024 tarihinde karar verildi.