Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya olan borcu nedeniyle borçlular ...ve ... hakkında icra takibi yapıldığını, ancak davalı borçlu ...'ın adına kayıtlı bulunan dava konusu taşınmazını diğer davalı, gelini Fatma'nın kız kardeşi ...'e kaçırdığını, yapılan bu devir işleminin muvazaalı olduğunu, gerçek satış işlemi olmadığını, tapuda gösterilen değerin de düşük olduğunu belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili tarafından sunulan 08.07.2021 tarihli dilekçe ile; tarafların yargılama giderleri ile vekalet ücretleri kendi uhdelerinde kalmak kaydıyla davadan feragat ettiklerini beyan ettiği görülmüştür.
Davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; feragat, davayı sona erdiren taraf işlemi olup geçerliliği için mahkemenin veya karşı tarafın kabulüne gerek bulunmadığından feragat nedeniyle davanın reddine, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadığından davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin 81 yaşında, yaşlı ve hasta olup, Türkçesi'nin de zayıf olduğunu, feragat beyanı verirken yakın akrabası olan kişiler tarafından kandırıldığını, bu kişilerin davacının üzerinde baskı kurması sonucu davacının davadan feragat ettiğini, irade sakatlığı içinde verilen feragat beyanının hüküm ve sonuç doğurmaması gerektiğini, bu sebeple müvekkilinin verdiği feragat beyanının irade sakatlığı içinde verilip verilmediğinin araştırılması yönünden isimleri yazılı 2 tanığın dinlenmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili ...'nün davadan feragat edebilmesi için vekaletnamesinde açık feragat yetkisinin bulunduğu, bu durumda 08.07.2021 tarihli feragatın geçerliliği için mahkeme tarafından da kabul edilmesine gerek bulunmayıp kanunun öngördüğü şekilde yapıldığı anlaşıldığından davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, bunun dışında davacı vekilince davacının feragat beyanında bulunulması talimatı vermesinde, davacıya fiziksel ve toplumsal baskı uygulandığına ilişkin istinaf sebebini destekleyen, soyut beyan dışında iddiasının dayandığı olguların varlığını ispatlayacak bir delil de sunulmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun haksız bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davacı vekili tarafından sunulan davadan feragat dilekçesinin geçerli kabul edilip edilmeyeceği, sonuç doğurup doğurmayacağına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307,309,310,311,369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.