Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar vekili; müvekkillerinin paydaşı oldukları ... İli, ... İlçesi, 292 ada 36 parsel sayılı taşınmazdaki 9 numaralı dairenin fiili taksim neticesinde murisleri ...'a bırakıldığını, murisin öldüğü 2006 yılına kadar bu yeri mesken olarak kullandığını, onun ölümünden sonra dava dışı ...'nın kiracı olarak tasarruf edip, kira bedellerini davalı paydaşların aldığını, paylarına karşılık herhangi bir ödeme yapmadıklarını ileri sürerek, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık şimdilik 9.000 TL ecrimisilin her dönem sonundan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 4.866,65 TL ecrimisilin davacılara payları oranında ödenmesine karar verilmesi üzerine, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, kanun yolu incelemesi neticesinde Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 2014/13980 Esas, 2016/2224 karar sayılı ilamı ile de; ecrimisil hesabı yapılan bilirkişi raporunun Daire uygulamalarına uygun düşmediği, denetime açık, gerekçeli ve bilimsel verilere uygun olmadığı gerekçeleriyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; yine davanın kısmen kabulü ile, davacılardan ..., ..., ... için 854,85 'er TL, ... için 1.062,54 TL, ... ve ... içinse 427,42'şer TL ecrimisil alacağının, doğduğu dönemlerin sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm bu defa sadece davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-HMK’nin 297/2. maddesi gereğince; mahkemece verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu maddeye göre; hüküm fıkrasının çok açık olması, infazı sırasında tereddüt yaratmayacak şekilde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların tek tek belirtilmesi gerekir. Aksi halde, hükmün icrası sırasında şüphe ve tereddütlerin doğmasına ve ilamın infaz edilememesine neden olur.
Somut olayda, davacı vekili, dava dilekçesinde; talep edilen ecrimisil alacağının her dönem sonundan işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiş, Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarların hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Bu durumda, Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkânı bulunmamaktadır. Ancak anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, mahkeme kararının düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. (HUMK mad. 438/7, HMK mad. 370/2).
Öte yandan davacı ... için hükmedilen toplam 1.062,54 TL, bilirkişilerce hesaplanan miktara göre eksiktir. Zira 27.04.2009-26.04.2010 dönemi için 13/01/2018 tarihli raporda davacı ... bakımından 309,02 TL ecrimisil hesap edilmişken, Mahkemece diğer bir kısım davacılar için hesaplanan 231,76 TL’nin esas alınması doğru olmamıştır. Ancak temyiz edenin sıfatına göre bu husus düzeltme konusu yapılamamıştır.
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı vekilinin diğer temyiz itirazları (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 1 numaralı bendinin değiştirilerek “1-A) Davacılar ..., ... ve ...’ın her biri için ayrı ayrı 854,85’er TL ecrimisilin dönemsel faizleri ile birlikte (26.04.2007-26.04.2008 dönemi için 131,25’er TL’ye 26.04.2008 tarihinden itibaren, 27.04.2008-26.04.2009 dönemi için 157,09’ar TL’ye 26.04.2009 tarihinden itibaren, 27.04.2009-26.04.2010 dönemi için 231,76’şar TL’ye 26.04.2010 tarihinden itibaren, 27.04.2010-26.04.2011 dönemi için 237,60’ar TL’ye 26.04.2011 tarihinden itibaren, 27.04.2011-26.04.2012 dönemi için 97,15’er TL’ye 26.04.2012 tarihinden itibaren), 1-B) Davacı ... için 1.062,54 TL ecrimisilin dönemsel faizleri ile birlikte (26.04.2007-26.04.2008 dönemi için 175,00 TL’ye 26.04.2008 tarihinden itibaren, 27.04.2008-26.04.2009 dönemi için 209,45 TL’ye 26.04.2009 tarihinden itibaren, 27.04.2009-26.04.2010 dönemi için 231,76 TL’ye 26.04.2010 tarihinden itibaren, 27.04.2010-26.04.2011 dönemi için 316,80 TL’ye 26.04.2011 tarihinden itibaren, 27.04.2011-26.04.2012 dönemi için 129,53 TL’ye 26.04.2012 tarihinden itibaren), 1-C) Davacılar ... ve ...’ın her biri için ayrı ayrı 427,42’şer TL ecrimisilin dönemsel faizleri ile birlikte (26.04.2007-26.04.2008 dönemi için 65,62’şer TL’ye 26.04.2008 tarihinden itibaren, 27.04.2008-26.04.2009 dönemi için 78,55’er TL’ye 26.04.2009 tarihinden itibaren, 27.04.2009-26.04.2010 dönemi için 115,88’er TL’ye 26.04.2010 tarihinden itibaren, 27.04.2010-26.04.2011 dönemi için 118,8’er TL’ye 26.04.2011 tarihinden itibaren, 27.04.2011-26.04.2012 dönemi için 48,57’şer TL’ye 26.04.2012 tarihinden itibaren) davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine” şeklinde yazılmasına, HUMK'un 438/7.maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.