Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davacı ile davalılardan ... ve ... ile 02.11.1987 tarihinde muhtarca resen düzenlenen satış sözleşmesi ile ... Köyü, Kaşardı Yukarı ... mevkiindeki kadastro ölçümü yapılan paftasındaki kadar yerde davalıların kendilerine anne ve babalarından kalan miras paylarının tamamını satmayı vaad ettiklerini, tapu kaydı oluşmadan önce davalılarca 01.03.1987 tarihinde kardeşleri ...’e dava konusu yer ve içinde bulunan tüm mütemim cüzlerin satıldığını, daha sonra kadastro geldiğinde davalıların dava konusu yeri kendi adlarına yazdırdıklarını, davalıların dava konusu yeri ortaklığın giderilmesi davasına konu ettiklerini ve taşınmazın ilk satış tarihinin 17.01.2012 olarak belirlendiğini, davacının davalıların tamamının hissesini satın aldıktan sonra bizzat kendisinin kullandığını, tarla vasfındaki taşınmazı meyve bahçesine çevirdiğini,yine ev yaptığını, davalılardan ... ve ...’ün davacıya taşınmazı kendi üstüne alması için 21.12.2006 tarihinde vekalet verdiklerini, bu nedenle dava konusu 25 ada 8 parseldeki taşınmazın davalılar adına olan tapusunun iptali davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın davalıların babaları ...’den miras kaldığını ve davalının hissesini davacıya satmadığını, para almadığını, davacının dayanağı sözleşme ile davalının ilgisinin bulunmadığını, 01.03.1987 tarihli sözleşmede ise ...’ye miras hissesinin satılmadığını,taşınır mallar ile hayvanların bağışlandığını, imzanın davalıya ait olmadığını, davalının o tarihte 16 yaşında olduğunu, belgeyi kabul etmediğini senetteki “ev de dahil” kısmının sonradan davacı tarafından eklendiğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; babadan miras kalan hisseyi davacıya satmağını, para almadığını, köy senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını, sadece evdeki menkullerin kardeşi ...’ye rıza ile verildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... 22.11.2012 tarihli 1. celsede verdiği beyanında; dava konusu taşınmazı davacı ...'e 24 yıl önce sattıklarını, o tarihte kadastronun geçmediğini, tapunun devri için davacıya ısrar edildiğini ancak almadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; dava konusu taşınmazda davalılar elbirliği halinde malik olduklarıdan ve 01.03.1987 tarihli köy senedi imzalanığı esnada davalılardan ...’nin 18 yaşını ikmal etmediği ve kendisini borçlandırıcı işlem yapma ehliyeti bulunmadığıdan davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarfından süresinde temyiz edilmiştir.
kadastro tespiti sonrası kesinleşme öncesi köy senedi ve adi yazılı tarla satış senedine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu 25 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağı incelendiğinde; senetsizden vergi kaydı bulunmamakla 20 yılı aşkın süredir davalıların annesi Zeliha zilyetliğinde bulunduğundan bahisle dul olarak ölümü üzerine çocukları ..., ..., ..., ... ve ...’e ...'e terkettiği ölümü ile iştirakı feshedip müşterek mülkiyet esaslarına göre zilyet ve tasarruflarında bulundurdukları belirtilerek 1/5 er hisse halinde ..., ..., ..., ... ve ...’e ... adlarına 07.01.1987 tarihinde tespit yapılmış olup askı ilan sonrası 07.06.1988 tarihinde kesinleştirilmiştir. Tapu Kaydında ise Kadastro tutanağında ... olarak yazılan ismin ..., ...olarak yazılan ismin ise ... olarak düzeltildiği görülmüştür. Davacı tarafından davaya dayanak yapılan 01.03.1987 tarihli köy senedinde, “ev eşyaları için kardeşim ve şahitler huzurunda kardeşimiz olan ...’e babam annemden kalan miras olarak kendimize düşen ev eşyalarını para karşılığı kendisine ...’e bıraktık sattık (canlı mal dahil) hiç bir ilişiğimiz kalmadığını, ev de dahil herhangi bir ev eşyası olarak iddia etmeyeceğimize dair bu senedi verdik” denilmek suretiyle köy muhtarı, 2 aza, 2 tanık, ..., ..., ... ve ... tarafından imza edilmiştir. Yine 02.11.1987 tarihinde aynı senedin alt kısmı “...’e tarafımdan bu senet satılarak ciro edilmiştir.” denilerek ... tarafından imza edilmiştir. Yine davacı tarafından davaya dayanak yapılan 02.11.1987 tarihli tarla satış senedinde ise; tarlayı satanlar ... ve ..., tarlayı alan ise ... olmakla “... Köyünde ... Yukarı ...’ta kadastro ölçümü yapılan paftasındaki kadar kendi babamız ve annemizden bizlere miras kalan hisselerimizin tamamını ...’e sattık bedeli olan ev hariç tarla olarak 300000 TL'ye sattık, bedelini peşinen aldık, ayrıca ilişikte ekli olan satış senedinde isimleri geçen ..., ..., ... ve ... ...’e devir ettikleri evi de ben ... olarak bu şahsıma ait evimi şimdi ...’e 150000 TL'ye sattım ilişik senedi de Yusuf’a devrettim, ciro edilmiş olması için Yukarıdan aşağı belirtilen tüm yerlerimizi adı geçen ...’e devri ederek satışımızı yapmış bulunmaktayız bizim hissemize isabet eden ev ve tarlamızı kadastroya ... kendi adına tespit yaptırabilecektir. Tarla 2 parçadır tarlaların bu hisseleri de beraber satılmıştır.” denilerek ..., ..., ..., 2 tanık ve muhtar tarafından imza edilmiştir.
Görüldüğü üzere; davacı kadastro tespit tarihi olan 07.01.1987 sonrası ve kesinleşme tarihi olan 07.06.1988 öncesi 01.03.1987 ve 02.11.1987 tarihli senetlere dayanarak davayı açmış olup Kadastro öncesi taşınmaz tapusuz olduğundan TMK’nin 762. maddesi gereğince taşınır mal hükmündedir. Aynı kanunun 763. maddesi uyarınca taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri yeterlidir. Buna göre mahkemece; satışı kabul eden davalılardan ...’ün beyanı, ...’nin sözleşme tarihindeki yaşı gözetilerek ve 01.03.1987 tarihli köy senedindeki imzayı inkar eden ... ve ... yönünden senedin aslı getirtilerek imza incelemesi yapılmak suretiyle toplanmış ve toplanacak delillere göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili tarafından yapılan temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca usul ve yasaya aykırı kararın BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.