Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.10.2016 tarihli ve 2014/110 Esas, 2016/322 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davalının dava konusu 1316 ada 76 parsel üzerindeki 5 nolu daireyi 25.01.2006 tarihinde davacıya sattığını, taraflar arasında düzenlenen belge ile davacının davalının 7 yıl taşınmazda oturmasına muvafakat ettiğini, 7 yıllık sürenin 25.01.2013 tarihinde dolduğunu, davalıya 05.12.2012 tarihinde ihtar çekildiğini, tahliye edilmesi aksi halde 25.01.2013 tarihinden sonra kalmış olunan süreler için aylık 3000 TL kira ödemesinin istendiğini, ihtarın 20.12.2012 tarihinde muhtara tebliğ edildiğini, bu nedenle davalının müdahalesinin men’i ile tahliyesini, daireye ilişkin kira bedeli tespit edilerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 500 TL ecrimisilin davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın hileli iktisabı nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalının kiracı sıfatında bulunduğunu, kira bedellerinin bölgede 1000 TL civarında olduğunu, ihtarnamedeki taleplerin kabul edilmediğini, kira bedellerinin mahkeme veznesine depo edilmesine hazır olunduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davalının 1316 ada 76 parselde kayıtlı parsel üzerinde bulunan 5 nolu daireye yaptığı müdahalenin men'ine, tahliyesine, taleple bağlı kalınarak 500,00 TL ecrimisilin davalıdan dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiz üzerinden kabulüne karar verilmiş olup hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuştur. Bu kez davalı vekili süresi içerisinde Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş içtihatları; geri dönülmez sonuçlara yol açtığından “kal” talebinin bulunması halinde ancak tapu iptal ve tescil davalarının bekletici mesele yapılabileceği yönündedir.
Somut olaya gelindiğinde; dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup kal talebi içermemekteyse de taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında 24.06.2014 tarihli celsede kararın verilmesi, mahkemece 11.10.2016 tarihli celseye kadar tapu iptal ve tescil davasının bekletici mesele yapılmış olması, tapu iptal ve tescil davasının hile hukuki sebebine dayalı olarak açılmış olup tapu kaydının iptal edilmesi halinde geçmişe etkili sonuç doğurması, tapu iptal ve tescil davasında davanın reddine karar verilmişse de Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 22.09.2020 tarihli ve 2017/1885 Esas, 2020/4329 Karar sayılı ilamı ile eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğinden bahisle Yerel Mahkeme kararının bozulması, iş bu davanın davalısı Çiçek Yeşildere lehine karar verilmesi nedenleri gözönüne alındığında, mahkemece tapu iptal ve tescil davasının geldiği aşama itibariyle bekletici mesele yapılarak, kesinleştikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır.
O halde, Mahkemece taraflar arasında görülmekte olan tapu iptal ve tescil davasının geldiği aşama itibariyle bekletici mesele yapılması ve sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.