Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Marmaris 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli ve 2017/84 Esas, 2018/16 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmiş, bu kez davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmişse de Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olup davalı vekilinin bu ek kararı temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, davacının maliki olduğu 132 ada 4 parsel ve davalının maliki olduğu 5 parsel taşınmazların kadastrosu 1992 yılında geçtiğini ve kesinleştiğini, davacının 2017 yılının başında taşınmazını ölçtürdüğünde davalının taşınmazına inşaat yapmak suretiyle müdahale ettiğinin tespit edildiğini,bu nedenlerle davalının müdahalesinin men’i ile tecavüzlü kısımların kal’ini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; taşkın yapı halinin mevcut olduğu ancak bu müdahalenin iyi niyetli yapı malikinin taşınmazına aşırı zarar vermeden kaldırılamayacağı, yapı malikinin de usulüne uygun şekilde mülkiyetin kendisine geçirilmesi talebi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Davacı tarafından davalı aleyhine açılan el atmanın önlenmesi ve kâl davasının kabulüne, 132 ada, 4 parsel nolu davacı ...' a ait taşınmaza aynı yer 132 ada, 5 parsel nolu taşınmaz maliki ... tarafından fen bilirkişileri ...tarafından düzenlenen ve rapor ekindeki krokide A1, A2 ve A3 olarak gösterilen bina yapmak suretiyle yapılan elatmanın önlenmesine, krokide A1, A2 ve A3 olarak gösterilen kısımların kal’ine, Bilirkişiler ... Yürekli tarafından düzenlenen raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiş, bu kez davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmişse de Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ek kararı ile davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bu ek karar hükmü davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
elatmanın önlenmesi ve kal talebine ilişkindir.
1. Davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazları incelendiğinde; Hemen belirtmek gerekir ki, her ne kadar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 2018/602 Esas, 2018/834 Karar sayılı ve 04.07.2018 tarihli ek karar ile 6100 sayılı HMK’nin 362/1-a madesi gereğince Dairece verilen hükmün kesin olduğu ve temyiz kabiliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla aynı Kanun'un 361 ve 366 maddelerine göre davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde dava değeri 2000,00 TL olarak gösterilmiş olup bu miktar üzerinden harç yatırıldığı, mahkemece yargılama sırasında keşif yapılmışsa da sadece tecavüzlü kısmın arsa değerinin belirlendiği, bu değer üzerinden de harcın tamamlatılmadığı, davacı kal talebinde de bulunduğuna göre kal’i istenen yapının değerinin de belirlenmesi gerektiği ancak 02.11.2017 havale tarihli inşaat ve mülk bilirkişilerinin raporunda, tecavüzlü kısmın arsa değerinin 6492,00 TL olarak belirlendiği, yine aynı raporda bulunan fotoğraflardan tecavüzlü olduğu belirtilen ve kal’i istenen binanın pansiyon olarak kullanılan büyük bir yapı olduğu da göz önüne alındığında gerçek değerinin yüksek olabileceği ve mahkemece kal’i istenen yapının gerçek değeri belirlenmediğinden kararın kesin olmadığı kanaatine varılmakla; Bölge Adliye Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2018 tarihli kararının incelenmesine geçildi:
2. Davalı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazlarına gelindiğinde ise; mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; 17.10.2017 tarihinde yapılan keşifte bilirkişiler istenen hususları anladıklarını, gözlemlerini yaptıklarını, notlarını aldıklarını belirtmiş olup, buna istinaden 20.10.2017 havale tarihli fen bilirkişileri ...ortak raporlarında; keşif sırasında yapılan ölçümde dava konusu binanın kuzey cephesi esas alınarak yapılan değerlendirme neticesinde A1 ( 2,30 m2), A2( 0,08 m2) ve A3 (2,31 m2) noktalarından binanın 4 nolu parsele tecavüzlü olduğunu, 5 nolu parselde ise B1(1,67 m2) ve B2 (1,79 m2) noktalarında davalıya ait 5 parselde boş yer bırakıldığını ve binanın bu kısımlara inşa edilmemiş olduğunu belirtmişlerdir. 02.11.2017 havale tarihli inşaat ve mülk bilirkişileri ... ise ortak raporlarında ise ; 5 nolu parsel üzerindeki binanın arka (kuzey) cephesinde yer alan duvarların belirli kısımlarının 4 nolu parsel geçmekte olduğunu, duvar yüksekliğinin belirli kısımlarda H=4 m. belirli kısımlarda H=6 m . civarında olduğunu, yapının içinde yapılan incelemede ise toprak altında kalan kısımlarının ise yaklaşık 25 cm kalınlıkta olduğunu ve taşıyıcı sistem olan kolonların yaklaşık 3m arka perde içine yerleştirildiğini, yıkım ve düzeltme yapılamayacağını belirtmişlerdir. Davalı ise cevap dilekçesinde inşaat yapılmadan önce harita mühendisine arazinin aplikasyonunu yaptırdığını, kadimden bu yana sabit olan hudutların nazara alınarak kadastro krokisinin uygulandığını ve inşaatın davalının kendi taşınmazında kaldığının tespit edildiğini belirtmiştir. Görüldüğü üzere; gerek keşif tutanağında gerekse bilirkişi raporlarında elektronik hassas aletlerle ölçüm yapılıp yapılmadığı, paftanın uygulanıp uygulanmadığı uygulandıysa ne şekilde uygulandığı tam olarak belirtilmemiş olup davalı vekilinin belirttiği ve herhangi bir taşmanın olmadığının tespit edildiği harita mühendisi Murat Dokumacı’nın hazırladığı aplikasyon krokisiyle de karşılaştırmanın yapılmadığı, farklılığın neden kaynaklandığının açıklanmadığı anlaşılmakla mahkemece hüküm kurmaya elverişli rapor alınması gerekirken yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde bölge adliye mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan gerekçelerle kabulüyle temyiz dilekçesinin reddine dair 04.07.2018 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA, esasa yönelik temyiz itirazlarının ise (2) numaralı bentte açıklanan gerekçelerle yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi'nin 16.01.2018 tarihli kararının BOZULMASINA, dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi