Mahkûmiyet

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Tebliğnamede (1) numaralı bentte, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesi gereğince kamu davası açıldığı halde ek savunma hakkı tanınmadan aynı maddenin birinci fıkrasının son cümlesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle hükmün bozulması yönünde görüş serdedilmiş ise de; 5237 sayılı TCK'nın 158/1-f maddesinde suç oluşturan fiilin, aynı Kanun'un birinci fıkrasının son cümlesinde ise bu fiile uygulanacak ceza miktarının düzenlendiği, suça konu iddianamede yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklandığı, sanığa üzerine atılı suçun ne olduğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde anlatıldığı, buna göre sanığa savunmasını yapabilme ve delillerini sunabilme imkanı tanındığı, sanığın kime karşı ne şekilde ve hangi fiille suç işlediğini bildiği, cezanın arttırılmasını gerektiren ve sonradan ortaya çıkan bir husus olmadığı gibi suç vasfında da bir değişiklik söz konusu olmadığı, sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı, bu hususta ek savunma verilmesine gerek olmadığı anlaşıldığından hükmün bu nedenle bozulması yönündeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiş, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında kurulan hükümde; 5237 sayılı TCK'nın 158/1. maddesinin (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, 20,00-100,00 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezaları belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla "100" ve "2000 TL" ibareleri çıkartılarak yerlerine, sırasıyla "30" ve "600,00 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.