SAYISI: 2017/2314 E., 2017/2340 K.
Esastan ret
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, İlk Derece Mahkemesince kısa kararda "1 yıl 3 ay" yerine "1 yıl" yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteğinin özetle; eyleminin suç oluşturmadığına, sözlerinin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığına ve haksız verilen cezanın bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.
1. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddeleri kapsamında sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri yönünden:
Sanık hakkında kurulan hükme ilişkin olarak, Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi hukuka ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince "Sanığın eyleminin Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2007/51 esas sayılı dosyasında hakkında verilen hükmün cezaevinde olmasına rağmen sivil adresine yapılan tebligat ile kesinleştirme işlemi yapılmasından sonra temyiz hakkını kullanamaması etkisi altında işlemesinin" tahrik sebebi sayılamayacağı gözetilmeden, sanığın eylemlerini haksız tahrik altında işlediği kabul edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı belirlenerek yapılan incelemede sanığın başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/100 Esas, 2009/266 sayılı kararı olduğu dikkate alınmadan, sanığa ait olmayan Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.06.2013 tarihli kararı olarak gösterilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği hükmün altıncı fıkrasından "Manavgat 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.06.2013 tarih, 2013/133 esas, 2013/333 karar" kısmı karardan çıkartılarak, yerine "Manavgat 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/100 esas 2009/266 karar" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.