SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin -başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yönünden kurulan beraat hükmünü vekâlet ücreti ile sınırlı olarak temyiz ettiği anlaşılmakla- hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçuna İlişkin Yapılan İncelemede;
Sanık müdafiinin temyizinin vekâlet ücretiyle sınırlı olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2013 tarihli ve 2011/5-137 Esas, 2013/58 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere "aynı davada yargılandığı bir suçtan beraat eden, diğer suçtan ise mahkûm olan sanık hakkında müdafii tarafından sunulan avukatlık hizmetinin bölünmesi mümkün olmadığından beraat ettiği suç açısından vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmeyeceği" dikkate alındığında; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık mahkûmiyet hükmü kurulması sebebiyle, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan verilen beraat hükmü yönünden sanığın vekâlet ücretine hak kazanamayacağı ve vekâlet ücreti verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA,
2. Nitelikli Dolandırıcılık Suçuna İlişkin Yapılan İncelemede;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık hakkında hüküm kurulurken hapis cezası yönünden temel ceza 3 yıl olarak belirlendikten sonra hesap hatası yapılarak 5237 sayılı TCK'nın 168/2. maddesine göre etkin pişmanlık hükümlerinin tatbikinde 1/2 indirim yapılırken ''1 yıl 6 ay'' yerine ''1 yıl'' hatalı belirleme yapılması ve devamında 5237 sayılı TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra netice hapis cezasının ''1 yıl 3 ay'' yerine '' 1 yıl 3 ay 10 gün'' şeklinde hatalı şekilde tespit edilmesi suretiyle fazla ceza tayini ve ayrıca 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan Gölbaşı (Ankara) Sulh Ceza Mahkemesinin 2006/164 Esas ve 2007/151 Karar sayılı, 03.07.2007 tarihli ilamının hapis cezasından çevrili 600,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyete ilişkin olduğu anlaşıldığından, 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 Sayılı Kanunun 3/B fıkrası ile değişik 1412 Sayılı CMUK'nın 305/1. maddesi gereğince kesin nitelikli bu ilamın tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasında hapis cezasının belirlenmesine ilişkin 2 nci bendin üçüncü paragrafında yer alan ''1 yıl hapis'' yerine ''1 yıl 6 ay hapis'' ibaresinin eklenmesi, dördüncü ve yedinci paragraflarında yer alan ''1 yıl 3 ay 10 gün ile 1 YIL 3 AY 10 GÜN'' ibarelerinin yerine ise ayrı ayrı '' 1 yıl 3 ay'' ve ''1 YIL 3 AY'' ibarelerinin eklenmesi, hüküm fıkrasından tekerrür uygulamasına ilişkin paragrafın çıkarılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
.