Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı, kayden maliki olduğu 423 ve 424 parsel sayılı taşınmazlarını davalının yol olarak kullandığını ve 3091 sayılı Kanun kapsamında Kaymakamlığa başvurarak müdahalenin meni kararı aldırdığını ileri sürerek elatmanın önlenmesini talep etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiş, davalı vekili duruşmada; 3091 sayılı Yasa kapsamında alınan kararın idari bir karar olduğunu ve infaz edilmediğini, ayrıca müvekkilinin fiili bir tecavüzünün olmadığını, gerek keşifte, gerekse alınan raporlarla bu durumun sabit olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; yapılan keşifte, davalının dava konusu taşınmaza fiili bir müdahalesi olmadığının gerek tanık anlatımları, gerekse mahkeme gözlemiyle saptandığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Kanun yolu incelemesi neticesinde Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 2014/22388 Esas, 2017/2558 Karar sayılı ilamı ile de; davalının 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Divriği Kaymakamlığına müracaat ederek men kararı almak suretiyle muaraza yarattığı ve verilen men kararı sonucu davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığı, bu doğrultuda; Divriği Kaymakamlığının 3091 sayılı Yasa kapsamında vermiş olduğu 02.07.2013 tarihli men kararı da değerlendirilerek işin esasının incelenmesi, davalının davacı taşınmazına bir müdahalesinin olup olmadığının saptanması, Kaymakamlıkça men edilen yerin davacıya ait taşınmazlar kapsamı içinde kalıp kalmadığının tereddüte yer vermeyecek biçimde belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek eksik inceleme nedeniyle karar bozulmuştur. Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda mahallinde keşfin yapıldığı ve 19.04.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporu alındığı, alınan raporun fiili el atmayı değerlendirmediği için yeterli olmadığı bu sebeple 16.05.2018 tarihli fen bilirkişi ek raporu alındığı, alınan ek raporda dava konusu taşınmazlara ilişkin fiili elatma olmadığının saptandığı değerlendirilerek davanın bir kez daha reddine karar verilmiş, hüküm yine davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; 423 sayılı parselin davacının murisi ..., 424 sayılı parselin ise davacı ... ... adına tapulama ile 1985 yılında tescil edildiği, kadastral paftada taşınmazların içerisinden geçen herhangi bir yol olmadığı, 21.06.2013 tarihinde davalı Divriği Kaymakamlığına müracaat ederek; eskiden tarlalarının yolunun bu iki taşınmaz içerisinden geçtiğini, yolun gurbette olmalarından dolayı ... ... tarafından 1990 yılında kapatıldığını, yollarını eskiden olduğu gibi kullanmak istediklerini belirttiği, davalının başvurusu üzerine anılan Kaymakamlıkça 02.07.2013 tarihli karar uyarınca davacı aleyhine müdahalenin men’i ile eskiden kullanılan yolun şikayetçiye (davalı) teslimine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yargılama yapıldığı belirtilen dosyada; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini söyleme olanağı bulunmamaktadır. Her ne kadar bozma ilamında değinildiği üzere; Kaymakamlıkça men edilen yerin davacıya ait taşınmazlar içerisinde kaldığı belirlenmiş ise de; davalının davacı taşınmazına bir müdahalesinin olup olmadığı diğer bir ifadeyle yol olarak kullanmasının olup olmadığı tereddüte yer vermeyecek şekilde saptanmamıştır. Bu doğrultuda davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı sabit olduğuna göre; keşifte tanığının dinlenerek ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bozma ilamı tam yerine getirilmeyerek eksik araştırmayla hüküm kurulması yeniden bozmayı gerektirmiştir.

Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.