Mahkûmiyet

BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.03.2021 tarihli ve 2020/398 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında yoklama kaçağı suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 50/1-a ve 52 nci maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 1.000,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 25.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.07.2021 tarihli ve 94660652-105-35-11604-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/94593 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 17.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/94593 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddesinde yer alan, "Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir" şeklindeki düzenleme nazara alındığında,

Somut dosya kapsamında, sanığın mahkûmiyetine konu suçun, 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tâbi olduğu ve atılı eyleme ilişkin yürütülen soruşturma neticesinde Aliağa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/06/2020 tarihli ve 2020/2231 soruşturma sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı ve 24/06/2020 tarihinde Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edilmesi ile kovuşturma evresine geçildiği, kararın ise 09/03/2021 tarihinde verildiği anlaşılmakla, tensip tarihi itibariyle sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmayacağı hususunda Mahkemesince bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

1632 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinde düzenlenmiş olan yoklama kaçağı/bakaya/saklı suçlarının oluşabilmesi için, öncelikle kesinleşmiş bir idari para cezasının bulunması gerekmektedir.

Somut olayda; sanık hakkında yoklama kaçağı olmak eylemine ilişkin Aliağa Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliği tarafından düzenlenen, 23.05.2019 tarihli ve 129 Karar sayılı idari yaptırım kararında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kararların Tebliği" başlıklı 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen, "İdari yaptırım kararı, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgili kişiye tebliğ edilir. Tebligat metninde bu karara karşı başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açık bir şekilde belirtilir." şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak başvurulacak kanun yolu ve süresinin açık bir şekilde belirtilmediği, tebliğ mazbatasında da idari para cezasına ilişkin izlenecek usul ile ilgili bir bildirimin bulunmadığının anlaşılması karşısında; sanık hakkında usulüne uygun şekilde kesinleşmiş bir idari yaptırım kararının bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay incelemesi sırasında saptanan yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, Kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen Kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir, dolayısıyla ayrıntılarına yer verilen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

Oy birliğiyle, 09.09.2024 tarihinde karar verildi.