Davanın reddine

Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş; hüküm hakkında karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairece bozma kararı verilmiştir.

Bozma kararı sonrası dosya görevli mahkemeye gönderilmiş; Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hükmün temyiz incelemesi sonucunda bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ..., Köyü, Kavaklı mevkiindeki yaklaşık 20 dönüm miktarındaki taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının yararına oluştuğu, ancak davalı ...'ın çekişmeli taşınmaza haksız el attığı ve traktörle sürmek suretiyle buğday mahsülüne zarar verdiği iddiasıyla, 28.300.000.00 TL'lik tazminatın davalıdan alınarak tarafına ödenmesini, davalının taşınmaza elatmasının önlenmesini, Medeni Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davacı ... ise, çekişmeli taşınmazın kendisine ait olduğu iddia ederek, adına tescili ve 1995 yılından 2002 yılına kadar olan dönem için hesaplanacak ecrimisilin ...’den alınarak tarafına ödenmesi istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları bağlantı nedeniyle birleştirildikten sonra, davacı gerçek kişilerin tescil taleplerinin reddine, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olması nedeniyle 21.983,90 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, davacı ...'ın 2002 yılına ilişkin ecrimisil talebinin kısmen kabulüne, 675.360.000 TL'nin 31.12.2002 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı ... tahsiline, davacı ... tazminat talebinin kabulü ile 23.800.000 TL tazminatın 26.01.1996 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı gerçek kişiden tahsiline karar verilmiş, hüküm davacılardan ... ile davalılardan Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 28.09.2006 tarihli ve 2006/10399 Esas, 2006/12239 Karar sayılı kararı ile onanmıştır. Davacı ... vekili ve davacı ... vekili tarafından kararın düzeltilmesini istenmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.02.2007 tarih ve 2007/854 Esas, 2007/1891 Karar sayılı kararıyla onama kararının tescil hükmü ile sınırlı olmak üzere kaldırılmasına, tescile ilişkin İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına, ecrimisil ve tazminat istemleri yönünden karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

Karar düzeltme sonrası mahkemece görevsizlik kararı verilerek dosya Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, Kadastro Mahkemesinin 2008/6 Esas numarasına kaydedilmiştir. Bu sırada Kadastro Müdürlüğünce 175 ada 1 sayılı parselin tutanak aslı davalı olduğu belirtilerek Kadastro Mahkemesine gönderilmiş ve mahkemenin 2006/46 Esas numarasına kaydedilmiştir. Mahkemece 2008/46 Esas ve 2008/6 Esas sayılı dava dosyaları birleştirilmiş akabinde Kınık Kadastro Mahkemesinin kapatılması sebebiyle Bergama Kadastro Mahkemesine aktarılan dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda; "1- Davacı ...'in davasının reddine, davalı karşı davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, fazlaya dair talebinin reddine, 2- Kınık ilçesi, ... Mahallesi (Köyü) 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı karşı davacı ... adına tarla vasfı ile tespit ve tesciline" karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı-karşı davalı ..., dahili davalılar Orman İdaresi ve ... ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.06.2020 tarihli ve 2019/5862 Esas, 2020/2038 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.

Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, "Dava konusu 175 ada 1 sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede, 3402 sayılı Kanun'un 4/3 üncü maddesine göre, 2006 yılında orman kadastro ekiplerince yapılan kadastro çalışmaları neticesinde, bölgenin 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olarak, 02.10.2006 tarihinde tespit edilip sınırlandırıldığı, ve 101 ada 1 sayılı yerin tapuya orman arazisi olarak kaydedildiği ve dava konusu taşınmazın 101 ada 1 nolu parselin tam ortasında kaldığı ve taşınmazın dört tarafının orman parseliyle çevrili olduğu,101 ada 1 parsel yönünden herhangi bir itirazın ve ya taraflar tarafından açılmış bir davanın bulunmadığı görülmektedir. Bu bölgede Orman Kadastro çalışmalarından sonra, kadastro çalışmalarına başlanıldığı ve neticesinde 6831 sayılı Orman Kanun'un 17 nci maddesi dikkate alınarak, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermeyeceği ve devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasak olduğu, devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı apaçık ortadadır. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendiriliceği, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklarda tarım, inşaat ve hayvancık yapmak amacı ile hayvanlar için çit veya duvar yapılamayacağı ve bu yerlerin özel mülk olamayacağı 6831 sayılı Orman Kanununda açıkca belirlendiği görülmektedir. 6831 sayılı Orman Kanununa göre, orman içi açıklıkların ve boşlukların hangi nedenle olursa olsun zilyetlik yoluyla kesinlikte kazanılamayacığı, orman içi açıklıkların özel mülke kesinlikle dönüşemeyeceği belirlenmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2019/5862 Esas ile 2020/2038 bozma kararında ki gerekçesi dikkate alınarak: Yargıtay Genel Kurulunca Orman içi açıklık konumunda olan taşınmazın zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı benimsenmiş olup,orman içi boşluklardan zilyetlik ile kazanılmasının kanuni olarak mümkün olamayağı belirtilmiştir. 101 ada 1 sayılı taşınmazın devlet ormanı olarak tespitinin kesinleştiği, 175 ada 1 sayılı parselin; 101 ada 1 sayılı ormanlık alanın tam ortasında bulunduğundan, 175 ada 1 parselin bulunduğu yer orman sayılmaktadır. Ormandan toprak kazanılması mümkün değildir." gerekçesi ile "1-Davacı ...'in davasının esastan reddine, 2- Davalı karşı davacı ...'ın davasının esastan reddine, 3- İzmir İli Kınık İlçesi ... Mahallesi 175 ada 1 parsel sayılı taşınmazın devlet ormanı vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt tespit ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili ve dahili davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tescil, elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat davası niteliğinde iken kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, apılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve dahili davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.