25/03/2020 tarih ve 7226 sayılı Bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun gereği hak düşürücü süreler 30/04/2020 tarihine kadar durdurulduğu, daha sonra bu sürenin 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 15/06/2020 tarihine kadar uzatıldığından katılan vekilinin temyizi süresinde kabul edilerek yapılan incelemede;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi,
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 5237 sayılı TCK'nın 134/1-2,62/1,51 maddeleri uyarınca erteli 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararı verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılan vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Katılan vekilinin temyiz sebepleri; suçun sübuta erdiğine, usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğuna, vesaire ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; katılanın haberi olmadan kayda aldığı konuşmaları Lapseki Cumhuriyet Başsavcılığına delil olarak sunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 134/2. maddesindeki görüntü ve seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, sanık ile katılan arasında yalan tanıklık eylemine ilişkin kaydedilen konuşma içeriğinin özel hayatın gizliliği kapsamında kabul edilemeyeceğinden suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminde suç işleme kastının olmadığı anlaşıldığından yerel mahkemenin sanığın mahkumiyetine yönelik kararı kaldırılarak, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir.
Hukuki veya son derece teknik hususlarla ilgili değerlendirmeler dışında duruşma açılarak karar verilmesi gerektiği yönündeki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12.12.2023 tarihli ve 25952/18 numaralı Deliktaş/Türkiye kararında da vurgulandığı üzere, sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince mahkûmiyet hükmü kaldırılarak duruşma açılmaksızın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesinin delaletiyle aynı Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; anılan Kanun hükmünün delil değerlendirilmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceği, sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü bakımından ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle sair yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-b maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.09.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.