Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... ve ark. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul ili Pendik ilçesi ... Köyü 766 parsel taşınmazın tamamının, 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre kesinleşen Bağlarsırtı Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığını, davalıya ait tapu kaydının geçersiz hâle geldiğini, tapu kaydının beyanlar hânesine yazılan şerhlerin terkini gerektiğini belirterek, tapu kaydının iptaline, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, tapu kaydındaki beyanlar hanesinde bulunan 2/B şerhinin ve İSKİ Genel Müdürlüğü lehine 03.02.1995 tarihli ve 317 yevmiye no ile konulmuş kamulaştırma şerhinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki beyanlar hanesinde bulunan 2/B şerhinin, İSKİ Genel Müdürlüğü lehine 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi 03.02.1995 tarihli ve 317 yevmiye numarası ile konulmuş kamulaştırma şerhinin terkinine, davalıların murisi Eşref Yılmazoğlu adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.04.2019 tarihli ve 2019/178 Esas, 2019/2603 Karar sayılı kararıyla ''...çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu...'' gerekçesi ile onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalılar Hazine ve ... ve arkadaşları vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 30.09.2019 tarihli ve 2019/3764 Esas, 2019/5360 Karar sayılı kararıyla; "1) Davalı ... ve arkadaşları vekilinin karar düzeltme istemleri yönünden; Dairemiz kararının, karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu, nitekim incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman kadastro haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazın orman tahdidi içinde kalan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalı ... ve arkadaşları vekilinin esasa ilişkin karar düzeltme isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığından bu yönüyle davalılar ... ve ark. vekilinin karar düzeltme istemenin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı Hazinenin karar düzeltme istemi yönünden; Davada Hazine dava konusu taşınmaz üzerinde Hazine lehine 2/B şerhi olduğu gerekçesi ile taraf gösterilmişse de davanın açıldığı 2013 tarihinden önce 2012 yılında 2/B şerhinin tapudan terkin edildiği anlaşılmakla, bir hakkın kendisinden istenebilecek durumunda olan yani hakka uymakla yükümlü kişi ise borçlu kişi olup, buna pasif husumet denildiği nitekim bir davada gerek aktif ve gerekse pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve re'sen gözetilecek hususlardan olduğundan husumet ehliyeti yok ise dava bu sebep ile reddedilir. Somut olayda, çekişmeli taşınmazın 2/B niteliğinin sicilden terkin edilmiş olduğu davada Hazinenin pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle, Hazineye karşı açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından" gerekçeleriyle, Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı Hazine yönünden dava konusu taşınmazdaki 2/B şerhinin daha önce kaldırılmış olması nedeniyle husumet yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulü ile, İstanbul ili Pendik ilçesi ... Köyü 766 parsel sayılı taşınmaz üzerine İSKİ Genel Müdürlüğü lehine 2942 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince 03.02.1995 tarihli ve 317 yevmiye no ile konulmuş bulunan kamulaştırma şerhinin terkinine, taşınmazın davalılar murisi ... adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş hüküm, davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.