Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı bankanın davalı-borçlu ... hakkında 27.02.2015 keşide tarihli 2 adet senetten kaynaklı borcuna istinaden Samsun İcra Müdürlüğü'nün 2018/24631 Esas sayılı dosyası ile takip yaptığını ve takibin kesinleştiğini, haczi kabil malı bulunamadığını, ancak davalı borçlunun dava konusu Ordu İli, Perşembe İlçesi, .... Mahallesi, ... Mevkii,194 ada 20 parseldeki taşınmazını eşi ...’a 54.200,00 TL karşılığında sattığını, satışın borcun doğumundan sonra ve düşük bir bedelle yapıldığını, satışın alacaklı müvekkilinden mal kaçırma amacına yönelik muvazaalı olduğunu belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı bankaya borcunu ödemeye çalıştığını ve icra dosyasına taahhütte bulunduğunu ancak ekonomik sıkıntılar nedeniyle zor duruma düştüğünü, müvekkilinin borcunu ödemek için karısına ait ziynet eşyalarını ve altınlarını aldığını ve karşılığında da köyde bulunan evini devrettiğini, müvekkilinin bu yeri eşine satarak banka borcuna ödeme yaptığını, yapılan işlemdeki tarafın eşi olması nedeni ile tasarrufun ivazsız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; eşine kendisine ait olan ziynet eşyalarını ve altınlarını sattığını, devir işlemini kötü niyetli olarak yapmadığını, eşinin paraya ihtiyacı olduğunu ve altınlarını istediğini, eşinin güvence olarak köydeki evi kendisine satmak istediğini bildirdiğini ve kabul ettiğini, kötü niyetli ve davacıyı zarara sokacak bir işlemde bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların karı koca oldukları, davalı ...'ın davalı olan eşinin durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olduğu, iptali talep edilen tasarrufa konu taşınmazın 09.08.2017 tarihinde 54.200,00 TL bedel üzerinden satışının yapıldığı, keşif sonucunda alınan raporlar ile taşınmazın tasarruf tarihi itibariyle toplam değerinin 122.906,06 TL olduğu, İİK'nun 278,279 ve 280 inci maddelerinde yazılı iptal şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu Ordu ili Perşembe İlçesi Boğazcık Mahallesi, 194 ada 20 parsel sayılı taşınmazın devrine ilişkin davalılar arasındaki 09.08.2017 tarih ve 2768 yevmiye nolu işlem ile gerçekleştirilen satış sözleşmesi şeklindeki tasarrufun davacının Samsun İcra Müdürlüğünün 2018/24631 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere iptaline, davacıya iptal olunan bu taşınmaz üzerindeki hisse üzerinde Samsun İcra Müdürlüğü'nün 2018/24631 Esas sayılı dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; dosyada alınan bilirkişi raporuna bakıldığında taşınmazın kıymet takdiri için yapılan ölçümlerin hatalı olduğunu, taşınmazın devir tarihinde devir bedeli olarak belirlenen miktarın devir tarihindeki miktarla eş değer olduğunu, davalı müvekkilinin satış işlemini altın karşılığı taşınmaz devri olarak yaptığını, tarafların akraba olmasının başlı başına muvazaa niteliğinde olmayıp başkaca delillerle ispat edilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/(1)-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazı devreden davalı borçlu ... ile devralan davalı 3. kişi ... evli olup, İİK'nun 280/1 inci maddesi gereğince davalı 3. kişinin borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilebilecek kişilerden olduğunun ve aksinin de ispatlanamadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.