Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı banka tarafından borçlu ...'ın müşterek müteselsil kefaletiyle, Yakamoz Su ve Tarım Ürün Tur. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine açılan kredinin kat edilmesi nedeniyle, borçlu şirket ve kefil hakkında alacaklarının tahsilini teminen İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün 2015/28884E. sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini, takiplerinin kesinleşmiş olup, borçlunun haczi kabil malı bulunamadığını, ancak İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, Safra Mah., 9415 parsel sayılı taşınmazda 3. kat 12 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin ... adına kayıtlı iken 02.03.2015 tarihinde 60.000,00 TL bedelle davalı ...'e devredildiğini öğrendiklerini, borçlunun mal varlıklarını üçüncü kişilere değerinin çok altında bedellerle mal kaçırmak amacıyla satmış olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın 1/2 hissesine yönelik tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın aciz vesikasına sahip olmadığını, tasarrufun gerçek olduğunu, davacı bankaca eksper değeri olarak aynı mahallede benzer nitelikte bir taşınmaz için 112.500,00 TL bedel tespit edildiğini, daha sonra aynı konutun yakın bir tarihte 145.000,00 TL bedel ile satıldığını, davacının davasını ispat edecek delillere sahip olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın yarı hissesini 60.000,00 TL bedelle satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların yakın hısım olduğunun kanıtlanamadığı gibi, taşınmazın paylı niteliği ve üzerindeki ipotek şerhi ve beyanlar gözetildiğinde borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiğinin düşünülemeyeceği, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veyahut bilinmesi gerektiğine dair açık emarelerin dosya kapsamı itibari ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı borçlunun malvarlığının tamamını ilişki içinde bulunduğu diğer davalı şahsa değerinin çok altında bir bedelle alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla devrettiğini, dava konusu tasarrufun İİK'nun 278/2 maddesi gereğince bağışlama niteliğinde olduğunu, tasarrufun alacaklıları ızrar kastı ile yapıldığını ve İİK'nun 280/1 maddesi gereğince de iptale tabi olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapuda yapılan satış sözleşmesinde belirtilen ve davalı tarafından da kabul edilmekte olan satış bedeli ile taşınmazın rayiç bedeli arasında misli fark bulunması nedeniyle, işlemin bağışlama niteliğinde olduğu; taşınmazı iktisap eden iyi niyetli olsa dahi iptale tabi bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvuru talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne dava konusu İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, Safra Mah., 9415 parsel sayılı taşınmazda bulunan 12 nolu bağımsız bölümün 1/2 hissesinin, diğer davalı ...'e 02/03/2015 tarih 7150 yevmiye nolu işlem ile satışına dair yapılan tasarrufun iptaline, davacı tarafa, İstanbul 27. İcra Müdürlüğü’nün 2015/28884 Esas
sayılı dosyasındaki alacak ve ferilerinin tahsili amacıyla devre konu taşınmaz hisse üzerinde İcra ve İflas Kanununun 283. maddesi gereğince cebri icra yolu ile haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in dava konusu taşınmazı diğer davalı ...’e devrederken taşınmazın satış bedelini banka yoluyla aldığını, bu ödemelerin banka hesabına yapıldığını, buna göre rayiç değerlere uygun alım satım işleminin gerçekleştiğini, aynı mahallede bizzat davacı banka tarafından yakın fiyata satılmış olan bir başka taşınmaz emsal olarak gösterilmiş olmasına rağmen bu hususun raporda irdelenmediğini, davalıların emlakçılık yapan bir kişi vasıtasıyla tanıştıklarını, diğer davalıyla önceden tanışmışlığı, akrabalığı veya aynı sektörde çalışması gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazı rayiç değerine uygun olarak ve ödemeyi banka kanalıyla satıcı yaparak devraldığını, aynı mahallede bizzat davacı banka tarafından yakın fiyata satılmış olan bir başka taşınmaz emsal olarak gösterilmiş olmasına rağmen bu hususun raporda irdelenmediğini, diğer davalıyı devir işleminden önce tanımadığını, aralarında hiç bir akrabalık ve komşuluk ilişkisi bulunmadığını, mal kaçırma kastını bilebilecek durumda da olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278,279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince; tapuda yapılan satış sözleşmesinde belirtilen ve davalı tarafından da kabul edilmekte olan satış bedeli ile taşınmazın rayiç bedeli arasında misli fark bulunması nedeniyle, işlemin bağışlama niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir.
İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda icra takibi sırasında 30.10.2017 tarihinde aciz belgesi düzenlenmiştir. Tasarruf ise 02.03.2015 tarihinde yapılmış olup aciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmamaktadır. Bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemez. Bunun dışında davacı taraf, davalı borçlu ile 3. kişi arasında İİK.'nun 280. maddesi anlamında tanışıklık, akrabalık yahut iş arkadaşlığı gibi durumların varlığı nedeniyle, borçlunun durumunun veya ızrar kastının bilindiği veya bilinebileceğini de ispat edemediğinden davanın reddine karar vermek gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın kabulü doğru görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekili ve davalı ...'in diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılara iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.