Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu Ankara, Çankaya, Ş. Mevlüt Meriç Mah. 7491 ada 11 parselde kayıtlı 9 ve 10 nolu bağımsız bölümleri davalı ... ve oğluna sattığını ve satış bedeli olarak senet aldığını, senetlerin süresinde ödenmemesi üzerine alacak davası açtığını, davanın kabulüne karar verildiğini, bu ilama dayalı olarak icra takibi başlattıklarını, davalı ...'ın birtakım ev eşyası dışında borca yetecek başkaca haczi kabil malının bulunmadığının tespit edildiğini, ancak dava konusu 10 nolu bağımsız bölümün diğer davalı ...'e bedelinin çok altında satıldığını öğrendiklerini, bu işlemin muvazaalı olduğunu ve mal kaçırma amacı taşıdığını belirterek dava konusu 10 nolu bağımsız bölüme ilişkin yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunmuş, davanın reddini savunmuştur.

3. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın rayiç değerinin satış değerinin çok üzerinde bulunması, muvazaa iddiası tek başına bir delil teşkil etmez ise de, davacının alacağının kaynağı olan mahkemenin 2006/421 E. 2008/134 K. sayılı (yeni 2010/2 e. 53 k.) dava dosyasındaki kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı üçüncü kişi konumundaki ölü ...'in borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği ya da bilebilecek konumda olduğuna dair açık emarenin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara İli, .... İlçesi... Mah. 7491 ada 11 parsel 10 nolu bağımsız bölümün satışına ilişkin 24.07.2009 gün, 13361 yevmiye nolu satış işleminin/tasarrufun iptaline, davacı alacaklıya 24. İcra Müd. 2010/4369 sayılı takipteki alacağına (asıl ve ferilerine) kavuşması için cebri icraca haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; dosyada taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm tesis edildiğini, davanın 08.05.2018 tarihli 35. celsesinde davalılardan Nurşen Ünlü’ye duruşma gününün ilanen tebliğine karar verildiğini bu kararın hukuka aykırı ve bu karara dayalı yapılan tebligatın usule aykırı olduğunu, dosya kapsamında geçerli bir aciz vesikası bulunmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan önce yapıldığını, davaya dayanak icra dosyasına konu borcun 09.03.2010 tarihli mahkeme kararı ile doğduğunu, iptali istenen tasarrufun ise borcun doğumundan önce 24.07.2009 tarihinde yapıldığını, borçlunun mal kaçırma gayesinin bulunduğuna yönelik iddianın da ispatlanamadığını, borçlunun taşınmazı satmış olduğu diğer davalı ... ile hiçbir akrabalık ilişkisi bulunmadığını, satışın bağış niteliğinde düşünülmesinin olanaksız olduğunu, satış anında tapu müdürlüklerince taşınmazın resen değerlemesi yapıldığını, satış işlemi anında tapuda bulunan ve tapuca bildirilen rayiç değerler üzerinden satış işlemi yapıldığını, alacağın kaynağını oluşturan diğer dosyada ...’in taraf olmadığı gibi dosyada bu kişiye ilişkin hiçbir bilgi dahi bulunmadığını, ilk derece mahkemesinin soyut bir varsayımla ve “açık emare” tabiri ile muvazaaya dayanak hiçbir somut delil bulunmamasına karşın anılan şekilde hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf teşkilinin usulüne uygun yapıldığı, dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunduğu, dava konusu taşınmazın davacının 5.000,00 TL’lik ipoteği ile birlikte alınmış olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK’nun 278/III-2 ve 280/1 maddesi kapsamında iptale tabi bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b-1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen devir bedeli ile bilirkişi raporuyla belirlenen gerçek değeri arasında İİK'nun 278/2 nci maddesi gereğince mislini aşan bedel farkı olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.